Hasan Dursun Ait Diğer İlahiler
Hasan Dursun - Şefaat Ya Resulallah

Hasan Dursun - Şah-ı Resul

Hasan Dursun - Özledim Rasulu

Hasan Dursun - Öyle Bir Sevdakı

Hasan Dursun - Ölmemeye Çarenmi Var (Gururla

Hasan Dursun - Yaralı Gölüm

Hasan Dursun - Yara Benim

Hasan Dursun - Yansın Yüreğim

Hasan Dursun - Yalvarırım Rabbim

Hasan Dursun - Yak Sultanım Yak




Peygamber Efendimizin ULUYOL DAN ALINTI
veda hutbesi
Allah'a hamd-ü senâ ederiz. O'na döneriz. Nefislerimizin fenalıklarından ve kötü amellerimizden O'na sığınırız. Allah'ın hidâyet ettiğini, kimse doğru yoldan çıkaramaz. Allah'ın şaşırttığını kimse yola koyamaz.
Şehâdet ederim ki Tanrı yoktur, sadece Allah vardır! Bir'dir, eşi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki Muhammed, O'nun kulu ve Rasûlüdür.
Ey Allah'ın kulları !..
Allah'tan korkmanızı ve O'na itaat etmenizi vasiyet ederim.
Ey İnsanlar!...
Sözlerimi iyi dinleyiniz... Çünkü bu seneden bonra bir daha sizinle burada tekrar buluşup buluşamayacağımı bilmiyorum..
Ey İnsanlar!..
Bugünün ne günü olduğunu biliyor musunuz? Burası, Belde-i Haram'dır.(Mekke'dir) Bugününüz nasıl mukaddes bir gün, bu ayınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz nasıl mukaddes bir şehir ise, biliniz ki canılarınız, mallarınız, ırzlarınız da; bu mukaddes gün, bu mukaddes ay, bu mukaddes şehir gibi yek diğerinize karşı mukaddestir. Bunlara tecavüz haramdır.
Ey Ashabım!...
Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünki her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski dalâletlere (sapıklıklara) dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız!
Ashabım ! ...
Eskiden câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Rabia'nin kan davasıdır.
Ashabım! ...
Her türlü riba (tefecilik) kaldırılmıştır İlk kaldırdığım riba, Abdulmuttalib'in oğlu Abbas'ın ettiği ikrazlardır(borç vermelerdir) Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Eski câhiliyet devrinden kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. Borçlular, alacaklılara yalnız aldıkları parayı ödeyeceklerdir.
Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız...
Ashabım!.
Kimin yanında bir emanet varsa, onu sahibine versin. Hediyeler, hediye ile karşılanır. Başkalarına kefil olan, kefaletin sorumluluğunu üstüne alır.
Ey İnsanlar!
Bugün şeytan sizin topraklarınızda yeniden nüfuz ve saltanat kurmak gücünü ebedî sûrette kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız, onu sevindirmiş olursunuz.
Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!
Ey insanlar ! ...
Kadınların haklarına riayet ediniz. Bu hususta Allah'tan korkunuz. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onları Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; onların aile şerefini , sizin hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir.
Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları uyarıp, sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşrû bir şekilde hertürlü yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını sağlamanızdır. Onlar sizin haklarınıza riayet etsinler...Siz de onlara nezâketle muamele edin.
Bir kadının kocasının izni olmadıkça onun malından bir şeyi başkasına vermesi, helâl olmaz.
Kölelerinize gelince... Onlara da yediğinizden yedirmeğe, giydiğinizden giydirmeğe çalışın.
Affedemeyeceğiniz bir hata işlerlerse kendilerine izin verin. Fakat asla eziyet etmeyin. Çünkü onlar da Allah'ın kuludur.
Ey müminler!..
Sözümü iyi dinleyin, iyi anlayın...
Muhakkak ki Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Adem'in çocuklarısınız... Adem ise topraktandır.
Hiç kimsenin başkaları üzerinde üstünlüğü yoktur.
Şeref ve üstünlük, ancak fazilet iledir.
Müslüman müslümanın kardeşidir.
Bütün müslümanlar kardeştir, eşit hakka mâliktir.
Din kardeşinize ait olan herhangi birşeye, bir hakka tecavüz etmek, gönül rızası ile olmadıkça, başkası için helâl olmaz.
Haksızlık yapmayın...Haksızlığa da boyun eğmeyin.
Ahâlinin haklarını gasp etmeyin.
Sakın benden sonra kâfirlerin yaptığı gibi birbirinizle boğuşmayın..
Ey Müminler!
Size bir emanet bırakıyorum..Siz ona sıkı sarıldıkça, yolunuzu şaşırmazsınız. O emanet de Allah'ın kitabı Kur'ân 'dır!.
Ey Ashabım!
Nefsinize zulmetmeyin...Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.
Ey İnsanlar!
Allah , herkese düşen miras hakkını Kur'ân 'da bildirmiştir. Mirasçılar için ayrıca vasiyetnâme yapmaya hâcet yoktur.
Ey İnsanlar!
Her câni kendi suçunundan kendisi sorumludur. Hiçbir câninin işlediği suçun cezasını evlâdı çekmez. Hiç bir evlâdın suçundan da babası sorumlu tutulamaz.
Ey İnsanlar!
Mutemâdiyen dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri, yerleri yarattığı günki vaziyete dönmüştür..
Bir yıl, ay ölçüsüyle 12 aydır.Bunlardan dördü, haram aylardır. Bunlardan üçü, arka arkaya Zilka'de, Zilhicce, Muharrem'dir. Dördüncüsü Receb'tir, ki Cümade-l âhire ile Şaban arasındadır. Bu sene haram aylar eskilerine geldi. Hac mevsimi yine Zilhicce'nin onuncu gününe rastladı.
Ey İnsanlar!
Allah'a kulluk edin.
Beş vakit namazınızı kılın.Ramazan orucunu tutun.
Emirlerime itaat edin. O takdirde Rabbinizin Cennetine girersiniz.
Ey İnsanlar!
Aşırı gitmekten sakınınız. Sizden öncekilerin mahvolmalarının sebebi, dinde ifratta olmaları idi. Hac usûllerini benden öğrenin. Muhakkak olarak bilmiyorum, belki bu seneden sonra bir daha haccedemem.
Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki, kendisine bildirilenler, burada bulunanlardan daha iyi anlayarak bunları korumuş olurlar.
Ey insanlar!
Yarın beni sizden soracaklar.. Ne dersiniz?
Risâletimi tebliğ ettim mi? Görevimi yaptım mı?..
(Ashab bu soruya hep bir ağızdan "EVET!..Yemin ederiz ki tebliğ ettin. Bize nasihat ve tebligatta bulundun. Böylece şehâdet ederiz." der.
Vâdi artık bu sözlerle çalkalanmaktadır.
Allah Rasûlü parmağını havaya kaldırarak, üç kez;
"Şâhid ol Ya Rabbi!"
"Şâhid ol Ya Rabbi!"
"Şâhid ol Ya Rabbi!"
Buyurur.
Hz.Ömerin Müslüman olması
HAZRET-I ÖMERIN MÜSLÜMAN OLUSU
Kureyş Müşrikleri Habeş ülkesine hicret eden müslümanları, kendilerine teslim etmemesi
üzerine işkencelerini artırmaya başladılar.Kureyş Müşriklerinin azıllılarından Ebu Cehil,
kureyşlilere teklif götürerek Peygamberi öldürülmesini teklif etti,ve bunu yapabilen
her kim olursa büyük ödülün verileceğini ilan etti.Hz.Ömer ‘’ben buna talibim’’ dedi.Ona’’
Ey Ömer!Sen,buna elverişlisin!’’dediler.Hz.Ömer,vereceğiniz mallar hakkında Sağlam
Kefalet var mı? Diye sordu.Ebu Cehıl ‘’Evet var! Dedi.Hz.Ömer bu hususta onlarla bir anlaşma yapti.
Hazret-i Ömer'in kiz kardeşi Fatima bint-i Hattab, Said b. Zeyd, b, Amr,b. Nufeyl ile evli olup
Fatima hatun da, Said b. Zeyd de, Müslüman olmuşlardi.Fakat, Müslümanliklarini,
Hz. Ömer'den, gizli tutuyorlardi.Yine, Hz. Ömer'in mensup bulundu§u Adiy b. Ka’b oğullarından Nuaym b.
Abdullah Nahham da, Müslüman olmuştu.Kavmindan korktuğu için, o da, Müslümanlığını, gizli tutuyordu
.Habbab, b. Erett, Fatıma hatuna gelip gidip Kur'an, okur ve okuturdu,
Bir gün, Hz, Ömer; Peygamberimizle Eshabından bir cemaata saldırmak üzre, kılıcını,
kuşanmış olarak, evinden çıkmıştı ki Peygamberimiz ve Eshabının, Safa tepeciğinin yanındaki
bir evde toplandıkları ve kadınlı,erkekli kırk
kişiye yakın oldukları, kendisine haber verilmişti.Dar-ı Erkam'da; Peygamberimiz
Aleyhisselam ile Amucası Hz. Hamza,Eshab-ı Kiramdan Hz. Ebu Bekr, Hz. Ali ve Habeş ülkesine
hicret etmeyip Peygamberimizle birlikte Mekke'de oturan Müslümanlardan bazıları da,
bulunuyordu.Nuaym b. Abdullah, Hz, Ömer'e rast geldi. Ona "Ey Ömer! Nereye gitmek istiyorsun?"
diye sordu.Hz, Ömer: "Kureyşilerin işlerini, darmadağan eden,Akıllarını, akılsızlık sayan,
Dinlerini, ayıplayan, İlahlarına, dil uzatan , Şu Ata dinini, bırakıp yeni din tutan
Muhammed'e gitmek istiyorum! Öldüreceğim onu!" dedi.Nuaym b. Abdullah "Vallahi, ey Ömer!
Seni, nefsin aldatmıştır nefsin! Sen, Muhammed'i, Öldürünce, Abd. Menaf oğullarının, seni,
yeryüzün gezer bırakacağını mı sanıyorsun.Sen, kendi ev halkına, dönsen de, onların işi üzerinde dursan
olmaz mı dedi.Hz. Ömer ", Sen, benim Ev halkımdan, hangisini kasdediyorsun?" diye
sordu, Nuaym b. Abdullah "Enişten ve Amucanın oğlu olan Said b, Zeyd, b,Amr'ı ve kız kardeşin
Fatıma bint-i Hattab'ı, kasd ediyorum! Vallahi, ikisi de, Müslüman oldular, Muhammed'e,
uydular ve Onun,dinine girdiler!
Sana, önce, onlarla ilgilenmek düşer!" dedi. Hz. Ömer, hemen, geri dönüp kız kardeşi ile
Eniştesinin evine kadar gitti.O sırada, onların yanında Habbab b. Erett ve onun yanında da, içinde
Taha suresi yazılı bir Sahife, bulunuyor, onu, onlara okuyordu: Hz. Ömer'in tıkırtısını, işittikleri zaman,
Habbab, evin bir köşesinde gizlendi.Fatıma, hatun Sahife'yi alıp uyluğunun altına sakladı. Hz. Ömer,
evin yanına geldiği zaman, Habbab'ın, Fatıma hatunla Said
b.Zeyd'e, Kur'an okuduğunu, işitmişti.Eve, girince "İşitmiş olduğum o şey, ne idi?" diye sordu
.Kız kardeşi ile Eşniştesi ` `Sen, bir şey işitmedin ! ' ' dediler.Hz. Ömer "Evet! Vallahi, ikinizin de,
Muhammed'e uyduğunuzu ve Onun dinine girdiğinizi, haber aldım!?" dedi ve hemen Eniştesi Said b.
Zeyd'in üzerine çullandı.Fatıma hatun kalkıp onu, kocasının üzerinden ayırmak, uzaklaştırmak
isteyince, Hz. Ömer, vurup Fatıma hatunun başını yardı!
Hz. Ömer, bunu, yapınca, kız kardeşi de, Eniştesi de "Evet! Biz, Müslüman olduk, Allah'a ve Resulüne iman ettik!
Sen, istediğini yap!" dediler. Hz. Ömer, kız kardeşinin başını, yarıp kanattığını, görünce,
yaptığına pişman oldu. Yapmak istediği şeylerden vaz geçti. Kız kardeşine "Demin okuduğunuzu
sizden dinlediğim şeylerin yazılı bu-
lunduğu şu Sahife'yi, bana, ver de, Muhammed'in getirdiği şeyin ne olduğuna bir bakayım?"
dedi.Kız kardeşi "Biz, senin Sahife'ye, bir şey yapmandan,korkarız!" dedi.Hz.Ömer "Korkma!"
dedi ve onu, okuduktan sonra, geri vereceğine, ilahları üzerine yemin etti.Bunun üzerine,
Fatıma hatun, Onun Müslüman olacağını umarak "Ey
Kardeşim! Sen, puta taptığın müddetce, pissin (temiz değilsin!) Halbuki, Ona (Kur'an-ı Kerim, yazılı Sahife'ye)
pak olandan başkası, dokunamaz! " dedi.Hz. Ömer, kalkıp yıkanınca Fatıma Hatun, ona, Sahife'yi, verdi.Sahife'de,
Taha suresi yazılı idi.Hz. Ömer, sureyi baş tarafından okumağa başladı.Hz. Ömer: "Bu sözler, ne kadar güzel,
ne kadar değerli!" demekten, kendini, alamadı. Habbab, bunu, işitince, saklandığı yerden çıkıp Hz. Ömer'in yanına geldi.
"Ey Ömer! Vallahi, Allah'ın, Peygamberinin duasını, sana nasib edeceğini, umuyorum
:Ben, dün, Peygamber Aleyhisselam'dan işittim ki: O; (Ey Allahım! İslam'ı,Ebulhakem b
.Hişam veya Ömer b. Hattab ile güçlendir!) diyerek dua etmişti. Ey Ömer! Artık,
Allah'dan, kork! Allah'dan!" dedi.Hz.Ömer, Habbab'a "Ey Habbab! Sen, bana,
Muhammed'in bulunduğu yeri, göster de, yanına varıp Müslüman olayım?" dedi.Habbab: "O,
Safa tepesinin yanındaki bir Ev'in içindedir.Yanında da, Eshabından bazıları, bulunuyordur." dedi
.Hz. Ömer, hemen kalkıp kılıcını, kuşandı. Sonra, Peygamberimiz Aleyhisselam ile
Eshabının bulunduğu yere kadar varıp kapıların, çaldı.Hz. Ömer'in sesini, işitince,
Peygamberimizin Eshabından bir Zat kalkıp kapının gediğinden dışarı baktı.Hazret-i Ömer'i
, kılıcını, kuşanmış olarak, görünce, korktu. Peygamberimizin yanına döndü "Ya Resulallah! Bu, Ömer b.
Hattab'dır. Kılıcını kuşanmış bir haldedir!" dedi.Hz.Hamza "Ona, izin ver! Eğer, o,
iyilik için geldi ise, kendisine bol bol iyilik ederiz.
Eğer, kötülük için geldi ise, onu, kendi kılıcıyla öldürürüz!" dedi.Peygamberimiz "Ona, izin veriniz!" buyurdu.
Kapıdaki zat, ona, izin verdi.Peygamberimiz, kalkıp ona, doğru vardı ve kendisi ile avluda karşılaştı
.Kuşağından veya ridasının toplandığı yerden tutup kendine doğru hızlıca çekti. ve ’ Ey İbn. Hattab
Ne getirdin Vallahi, Allahın, sana, bir musibet indirmesine kadar duracağını, sanmıyorum!"
buyurdu. Hazret-i Ömer "Ey Allah'ın Resulu! Ben, Allah'a, Allah'ın Resulüne ve Ona,
Allah'dan gelen şeylere iman edeyim diye Senin yanına geldim!" dedi.
Bunun üzerine, Peygamberimiz "Allahu Ekber!" diyerek Tekbir getirdi.Peygamberimizin
Eshabından olan ve evde bulunan halk, hz. Ömer'in Müslüman olduğunu, anladılar.Onlar da,
Tekbir getirdiler.Tekbir sesleri, Mekke yollarında duyuldu.Hz. Ömer, der ki: "Müslüman olup ta, dövülmeyen,
dövmeyen bir kimse görmedim.Ancak, bundan, benim payıma, hiç bir şeyin düşmediğini gördüm.
Kendi kendime (Müslümanlar, musibetlere uğrarlarken, ben, musibete
uğramamak istemem !) dedim. Müslüman olduğum gece, kendi kendime düşündüm.
(Mekke halkından,Resulullah Aleyhisselam'a, düşmanlıkta en azılısı kim ise, gidip Müslüman olduğumu,
ona, haber vereyim! Tamam! Ebu Cehl'e, haber vereyim. dedim.Sabaha çıktığım zaman,
Ebu Cehl'in kapısını, çaldım. Ebu Cehl, yanıma çıkıp (Hoş geldin kız kardeşimin oğlu! Ne haber getirdin?)
dedi.(Allah'a ve O'nun Resulü olan Muhammed'e iman ve Kendisinin getirip
bildirdiği şeyleri tasdik ettiğimi, sana, haber vereyim diye geldim!? deyince, kapıyı, yüzüme çarparcasına
kapayıp (Allah, Seni de, Senin getirdiğin haberi de, çirkin ve iyilikten uzak etsin!)
(Allah, senin de, belanı versin, senin getirdiğin haberin de,belasını versin!) dedi."
Ve Hz. Ömer Müslüman olduktan sonra Müslümanlar açıktan ,Kabede ,toplu, cemeat halinde namaz kılmaya başladılar.
Ve Hz.Ömer Müslümanlığı seçtikten sonra , islamiyete meyili olan bir cok Kureyşli islamiyeti seçmeye başladılar.



>Deutschland>Saarland (Landkreis Saarlouis)
Gebetszeiten für Dillingen
Qibla 
124° 50' 33" E Lassen Sie sich Ihre Qibla auf der Landkarte anzeigen!
Für die nächsten Monate
2009
2010
Heute
| Wochentag |
Datum  |
Fadjr  |
Shuruk  |
Zuhr  |
Assr  |
Magreb  |
Isha'a  |
| (Do) Khamees |
04.10.1430 |
05:44 |
07:18 |
13:25 |
16:44 |
19:31 |
21:00 |

Der Imaan an die Einzigkeit und Einheit Allahs
Der Imaan an die Engel Allahs
Der Iman an die Gesandten Allahs
Der Imaan an die geoffenbarten Schriften Allahs
Der Imaan an den Jüngsten Tag
Der Imaan an Qadaa und

Abu Bakr As-Siddiq
'Umar Faruq
'Usmaan Su-Nurrain
'Allii ibn Abu Talib
Kommentar zu den vier Halifen von Abdullah ibn Abbas
سنن الترمذي

Die Perlen des Propheten Muchammad

| Qur'an Erklärung/Exegese in deutscher Sprache
|
|
Unser heiliges Buch beinhaltet viele beispielhafte Geschichten von unserem Propheten Muchammed, Allahs Segen und Frieden auf ihm, an anderen Stellen finden sich klare Richtlinien, die das soziale Leben bis ins kleinste Detail regeln.
Zum Verständnis dieser, wie jeder, Koranüberlieferung müssen wir bedenken, dass Allah dem Menschen seine Botschaft in einer Sprache sandte, die viel zu diffizil ist, um in unsere heutige Sprache übersetzt zu werden. Auch Gelehrte des Korans können sich nur der ursprünglichen Bedeutung nähern und uns deuten, in welchem Kontext eine Aja gesandt wurde.
Die deutsche Koranübersetzung umfasst sämtliche Erklärungen und Auslegungen aus erwiesenen Quellen in arabischer und deutscher Sprache, die es dem Leser ermöglichen, Verknüpfungen zum Lebenswandel unseres Propheten Muchammed "salla-llâhu alaihi wa sallam", zur Rechtsprechung im Islam, zur Geschichte, sowie zu Gründen der Offenbarung eines jeden Verses herzustellen.
Die Übersetzung des Verlages ins Deutsche ist ein, aus muslimischer Sicht übertragener Koran. Insgesamt sind im Laufe von 16 Jahren 24 Hefte beim SKD Bavaria Verlag herausgekommen, und erstmalig im Frühjahr 1996 in fünf Bänden zusammengefasst.
Die in dieser Form erstmalig erstellten Kommentare und Erläuterungen (Tafsir) verdanken wir namhaften islamischen Wissenschaftlern und Gelehrten wie Ibn Kathir, Al-Dschalalain, Qurtubi, Sabouni (Safwat Al-Tafasir), Maudoudi, Daryabadi, Qutub, Yusuf Ali, Siddiqi, Asad ... die mit ihrer Arbeit auch zum besseren Verständnis der historischen Zusammenhänge beigetragen haben. Ein hochqualifiziertes Team aus 5 deutschen und 5 arabischen Muslimen übernahmen 16 Jahre lang die Übersetzungsarbeit ins Deutsche. Ihre Gewissenhaftigkeit, akribische Genauigkeit beim Formulieren und ihr Eifer beim Korrekturlesen haben viel zum Erfolg beigetragen.
Die unteren Teile des Qur'ans wurden jedoch für weitere Genauigkeit und Angleichung des Deutschen an das Arabische von mir überarbeitet. Ich habe dazu mehrere weitere deutsche Qur'an Übersetzungen hinzugezogen, speziell von Abdullah F. Bubenheim und Amir Zaidan.
|
sowie hier Qur'an als mp3-Dateien (jetzt auch mit Übersetzungen in verschiedene Sprachen) zum Herunterladen.
Wer möchte, dem kann ich diesen Tafsir auch in 30 HTML Dateien schicken; in einer RAR Datei gepackt.
Qur'an anhören von Abdul Baasit, As-Sudays & Schraim, Mischaari Raschiid, Saad Al-Ramdi, Schayh Achmad Ajrni sowie Schayh Al-Husayfi.
Gleichzeitig aber auch auf arabisch lesen sowie daneben die Übersetzung auf Deutsch, Türkisch, Englisch, Französisch, Malaysisch und Urdu.
Als Besonderheit dazu sind die Übersetzungen auf Englisch und Urdu sogar als Audio zu hören.
Hier der Verweis!
23. Teil Von Suura 36 "Jaasiin" Aja 29 – Suura 39 "Die Scharen" Aja 31
24. Teil Von Suura 39 "Die Scharen" Aja 32 – Suura 41 "Die Erklärte" Aja 47
25. Teil Von Suura 42 "Die gegenseitige Beratung" Aja 1 –Suura 45 "Das Niederknien" Aja 37
26. Teil Von Suura 46 "Die Sanddünen" Aja 1 –Suura 51 "Die aufwirbelnden Winde" Aja 30
27. Teil Von Suura 51 "Die aufwirbelnden Winde" Aja 31 - Suura 57 "Das Eisen" Aja 29
28. Teil Von Suura 58 "Das Streitgespräch" – Suura 66 "Das erklären einer Sache für Haram"
29. Teil Von Suura 67 "Das Königreich" – Suura 77 "Die Entsandten"
30. Teil Von Suura 78 "Die wichtige Kunde" – Suura 114 "Die Menschen"
بسم الله الرحمن الرحيم
Im Namen Allahs, des Barmherzigen, des Allerbarmers
إِنَّ الْحَمْدَ لِلَّهِ، نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرهُ، وَنَعُوذُ بِاللهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا، وَمِنْ سَيِّئَاتِ أَعْمَالِنَا، مَنْ يَهْدِهِ اللهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ، ومَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هَادِيَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ وَمَنْ تَبِعَهُمْ بِإِحْسَانِ إِلَى يَوْمِ الدِّينِ أَمَّا بَعُْد
Wahrlich, das Lob ist Allahs Wir preisen Ihn, erbitten Seine Hilfe und Seine Vergebung. Wir nehmen Zuflucht bei Allah vor dem Übel unseres Selbst und vor unseren schlechten Taten. Wen auch immer Allahs rechtleitet, den kann niemand irreführen, und wen auch immer Allah irreführt, den kann niemand rechtleiten. Und ich bezeuge, daß es nichts gibt, dem zu Recht gedient wird, außer Allah in Seiner Einzigkeit, keinen Teilhaber hat Er. Und ich bezeuge, daß Muhammad Sein Diener und Sein Gesandter ist. Möge Allah ihn loben, seiner Familie, auf seinen Gefährten und jenen, die ihnen folgen in schönster Weise, bis zum Tage der Auferstehung und ihm Heil schenken.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلاَ تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ
O diejenigen, die glauben, fürchtet Allah mit wahrer Furcht, und sterbt keinesfalls anders als Muslime.
(3. Surat Ala Imran, Ayat 102)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيداً يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ
وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَ مَن يُطِع اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزاً عَظِيماً
O ihr Menschen, fürchtet eueren Herrn, der euch aus einer einzigen Seele erschaffen hat und aus ihr seine Gattin erschaffen hat und von ihnen beide viele Männer und Frauen verbreitet hat, und fürchtet Allah um dessentwillen ihr einander bittet, und die Verwandtschaftsbande; Allah ist ja Wächter über euch.
(4. Surat Nisa’, Ayat 1)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيداً يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ
وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَن يُطِع اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزاً عَظِيماً
O diejenigen, die glauben, fürchtet Allah und sagt ein zutreffendes Wort. Er lässt euch euere Taten gut werden, und Er verzeiht euch euere Sünden, und wer gehorcht Allah und Seinem Gesandten, so hat er schon gewaltigen Gewinn gewonnen.
(33. Surat-l-Ahzab, Ayat 70-71)
Das wahrste Wort ist das Buch Allahs und die beste der Führung ist die Führung Muhammads, Allahs Segen und Heil sei auf ihm. Das schlechteste der Angelegenheiten sind ihre Neuheiten. Jede Neuheit ist eine Neuerung (Bid‘a) und jede Neuerung ist ein Abweichen vom rechten Weg, und jedes Abweichen vom rechten Weg, ist im Feuer.
Allah der Hocherhabene sagt im edlen Quran:
ادْعُ إِلَىٰ سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ ۖ وَجَادِلْهُمْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبِيلِهِ ۖ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ
und diese Seine Worte haben die ungefähre Bedeutung von:
Rufe zum Weg deines Herrn mit Weisheit und schöner Ermahnung, und streite mit ihnen in bester Weise. Gewiss, dein Herr kennt sehr wohl, wer von Seinem Weg abirrt, und Er kennt sehr wohl die Rechtgeleiteten. (16. Surat Nahl, Ayat 125)
Allah der Hocherhabene sagt im edlen Quran:
كُنْتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ
und diese Seine Worte haben die ungefähre Bedeutung von:
Ihr seid die beste Gemeinschaft, die für die Menschen hervorgebracht worden ist. Ihr gebietet das Rechte und verbietet das Verwerfliche und glaubt an Allah. (3.Surat Ala Imran, Ayat 110)
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا سُهَيْلُ بْنُ أَبِي صَالِحٍ عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ عَنْ تَمِيمٍ
الدَّارِيِّ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنَّ الدِّينَ النَّصِيحَةُ إِنَّ الدِّينَ النَّصِيحَةُ إِنَّ الدِّينَ
النَّصِيحَةُ قَالُوا لِمَنْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ لِلَّهِ وَكِتَابِهِ وَرَسُولِهِ وَأَئِمَّةِ الْمُؤْمِنِينَ وَعَامَّتِهِمْ أَوْ أَئِمَّةِ
الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ
Von Tamiym ad Darayyi möge Allah mit ihm zufrieden sein wird uns überliefert, daß der Prophet möge Allah ihn loben und Heil schenken gesagt hat: “Wahrlich, die Religion ist der guter Ratschlag.” Wir sagten: “Für wen?” Er sagte: “Für Allah, Sein Buch, Seinen Gesandten, für die Führer der Muslime und für deren Gesamtheit.”
(Aus Sahih Muslim)
|