Rabia Kadir Türkiye'ye geliyor

 

Rabia Kadir Türkiye'ye geliyor
"Türk halkıyla kucaklaşacağım. Onlara Doğu Türkistan'da Çinlilerin yaptığı katliamı anlatacağım"

İSTANBUL
04.12.2009 00:22:32

   
 
 

Uygur Türklerinin Lideri Rabia Kadir, "Türkiye gözümde tütüyor. Türkiye'ye gider gitmez ilk önce Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı ziyaret edeceğim. Daha sonra kardeşlerimle yani Türk halkıyla kucaklaşacağım. Onlara Doğu Türkistan'da Çinlilerin yaptığı katliamı anlatacağım" dedi.

2005 yılından beri ABD'de yaşayan Uygur Türklerinin lideri Rabia Kadir, Uygur halkının yaşadığı baskı ve uğradığı katliamları anlatmak ve Avrupa Birliği'nin (AB) tavır almasını sağlamak amacıyla Avrupa turunun ikinci durağı olan İsveç'e geldi. Kadir daha önce İtalya'ya giderek parlamenterler ve demokratik kitle örgütlerinin yöneticileri ile görüşmeler yapmıştı. Üç gündür Stockholm'de bulunan Kadir yarın Stockholm'den ayrılarak Almanya, Hollanda, Fransa ve Belçika gibi ülkelerde temaslarda
bulunacak.

İsveç Hıristiyan Demokrat Parti Milletvekili Annelie Enchoson'un davetlisi olarak Stockholm'e gelen Kadir, İsveç Parlamentosu'nda düzenlenen toplantıda, yaz aylarında yüzlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan olaylardan Çin hükümetini sorumlu tuttu ve Çin'i Uygur Türklerine asimilasyon ve soykırım uygulamakla suçladı. Kadir, AB'den yaz aylarında Sincan'da çıkan olayları soruşturmaları ve katliamın sorumlularını açığa çıkartmaları için tarafsız bir komisyon kurmalarını talep etti. Kadir, "Hükümet,
Doğu Türkistan'da yaşayanların mutlu olduklarını iddia ediyor. O zaman neden ayaklanıyorlar" şeklinde konuştu.

Çin'deki olayların tek sorumlusunun Uygurları asimile etmeye çalışan Çin hükümeti olduğunu vurgulayan Kadir, Uygur Türklerinin davası için elinden geleni yapacağını söyledi.

Rabia Kadir, Avrupa ülkelerinden sonra Müslüman ülkelerini de gezeceğini, davalarına destek isteyeceğini belirtti. Kadir dün Türkiye Başkonsolosluğu'na giderek vize talebinde bulundu. Kadir, savaşların olmadığı, halkların; barış ve kardeşlik içinde bir dünya hayaliyle yaşadığını bildirdi.

STOCKHOLM - İHA

Yazdır E-Posta
Yazar: Risale-i Nur Enstitüsü   
 
 
 
 
 
 
 
Ebu Cehil (570-624)
13.05.2005
Peygamber Efendimiz (sav) ve Müslümanların azılı düşmanlarındandır. Resulullah tarafından “bu ümmetin firavunu” olarak vasıflandırılmıştır. Asıl ismi Amr’dır. İslam’ın doğuşundan sonra, yaptığı büyük düşmanlıktan dolayı, “cehaletin babası” anlamına gelen “Ebu Cehil” künyesi bizzat Peygamber Efendimiz tarafından kendisine verilmiş, Ebü’l-Hakem yerine, bu sıfat ve künye ile İslam tarihine geçmiştir.
Her türlü düşmanlıktan çekinmemiş, Peygamber Efendimize yaptığı saldırı ve hakaretlerinden birinin sonrasında hem kafası yarılmış, hem de Hz. Hamza’nın Müslüman olmasına sebep olmuştur. Hicret gecesi Peygamber Efendimizin öldürülmesi planı kendisi tarafından tertiplenmiştir. Bedir Savaşı’nın harcamalarının büyük ekseriyetini kendisi karşılamış ve bu savaşa katılmıştır.

Ebu Cehil, 570 yılında Mekke’de doğdu. Nüfuzlu ve servet sahibi bir aileye mensup olduğundan, elindeki imkanları mazlumları ezmede araç olarak kullanan biri olarak tanındı. İslamiyet’in doğuşu ile birlikte, Peygamber Efendimizin (asm) en azılı düşmanlarından biri olarak nam saldı. Kibir, gurur, kavmiyetçilik gibi kötü özellikleri Peygamber Efendimize tabi olmaya engel teşkil etti. Açık bir şekilde, kendi kabilesine mensup olmayan birinin peygamberliğini kabul etmeyeceğini bildirdi.

 

İman edenlere engel olmak için her yolu deneyen Ebu Cehil, yoksul ve güçsüz olanları döverek, işkence yaparak engellemeye çalışırken, zengin ve ticaretle uğraşanları iflas ettirmek, toplumda itibar sahibi ve değer görenleri ise, saygınlıklarını yok ettirmekle tehdit etti. İslamiyet’i kabul edip iman eden Ammar bin Yasir ile babası ve annesine çok ağır işkenceler uyguladı. Bu işkencelerden sonra, zavallı kadın sahabe Sümeyye şehit oldu. diğer taraftan hicret edenleri engellemeye, gitmiş olanları türlü hilelerle geri getirtmeye çalıştı.

 

Ebu Cehil, peygamberliğin altıncı yılında adamlarıyla birlikte, Safa Tepesi civarında bulunan Peygamber Efendimizin yanına giderek türlü hakaretlerde bulundu. Ağır sözler sarf ederek rencide etti. Üzerine toprak ve pis şeyler attı. Yüce Peygambere işkence yapıp olay yerinden ayrılan Ebu Cehil ve adamlarının yaptıklarını duyan ve henüz Müslüman olmayan, Peygamber Efendimizin amcası Hazma yapılanlara çok sinirlendi. Ebu Cehil ve arkadaşlarının yanına gitti. Omzunda bulunan yayı Ebu Cehil’in kafasına vurup yardı. Müslüman olduğunu, gücü yetiyorsa bundan sonra karşısına çıkmasını söyledi. Ebu Cehil hiçbir şey yapmadığı gibi adamlarına da karışmamalarını söyledi.

 

Hac mevsiminde, Peygamber Efendimiz ile yapılacak muhtemel görüşmeleri engellemek isteyen Ebu Cehil, adamlarıyla birlikte Mekke’nin giriş ve çıkış noktalarını kontrol altına aldı. Peygamber Efendimizi insanların gözünde küçük düşürmek için her türlü yola baş vurdu. Kabe’de namaz kılan Peygamber Efendimizin üzerine deve leşi attırdı. Hicretten birkaç yıl evvel mensubu bulunduğu Beni Mahzum kabilesinin başına getirildikten sonra, düşmanlığını daha da arttırdı.

 

Peygamber Efendimiz ve Müslümanlar aleyhine yapılan her türlü faaliyetin içinde yer alan Ebu Cehil, öldürülme kararının alındığı mecliste de hazır bulundu. Darünnedve’de yapılan toplantıda, sinsi fikri kendisi ortaya attı. Peygamber Efendimizin öldürülmesinin herhangi bir kabile veya şahıs üzerine mal olmaması için, her kabileden güçlü bir kişinin seçilmesini, seçilenlerden oluşacak kişilerin öldürme işini gerçekleştirmesini söyledi. Bu gençler ellerindeki hançerlerle hep birlikte Peygamber Efendimize saldıracak ve böylece kimin tarafından öldürüldüğü bilinmeyecekti. Böylece, Peygamber Efendimizin kabilesi ile doğabilecek bir kan davasının da önüne geçilmiş olacaktı. Cenab-ı Hakkın inayetiyle, neticesiz kalacak olan bu sinsi planın tezgahlayıcısı oldu. Bilindiği gibi, hicret gecesi yapılan hücumda, Peygamber Efendimizin evine giren saldırganlar, yatağında Hz. Ali’yi görünce şaşkına dönmüş ve planları boşa çıkmıştı.

 

Ebu Cehil, sadece Müslümanlara değil, gücü yeten herkese zulmetmeyi alışkanlık haline getiren bir kimseydi. Mekke’ye gelen yabancılara ve tüccarlara son derece merhametsiz davranarak ellerindeki malları değerinin çok altında satın alma yoluna giderdi. Verdiği fiyatı, kendisinden çekinildiği için kimse arttırma yoluna gitmezdi. Mekke’ye gelen Zübeyd kabilesine mensup bir tüccar aynı muameleye muhatap oldu ve malına çok düşük fiyat biçildi. Ebu Cehil’den çekinen diğer tüccarlar da fiyat arttırmadılar. Durumu Peygamber Efendimize bildiren tüccarın malının değerinde satılmasını sağlayan Peygamber Efendimiz, Ebu Cehil’in tepkisiyle karşılaştı ve kendisi ile kavga edildi.

 

Ebu Cehil’in bütün saldırı ve hakaretlerine rağmen, defalarca imana davet eden ve Müslüman olmasını isteyen Peygamber Efendimiz, onun veya Ömer bin Hattab’ın iman etmeleri ve bu şekilde İslamiyet’in kuvvetlenmesi için dua etti. Bir süre sonra Ömer (ra) Müslüman olurken, Ebu Cehil’in düşmanlığından hiçbir şey eksilmedi. Hz. Ömer ile birlikte Müslümanlar büyük bir güç kazandılar.

 

Hicretten sonra da Peygamber Efendimiz ve Müslümanların peşini bırakmayan Mekke müşrikleri savaş için hazırlık yaptılar. Bedir Savaşı için yapılan harcama ve ihtiyaçların karşılanması için gereken maddi desteğin büyük bir kısmını Ebu Cehil karşıladı. Bizzat Bedir Savaşına katıldı. Bu savaşta Medineli Muaz ve Muavviz kardeşler tarafından öldürüldü. Kendisi ile birlikte yetmiş müşrik öldürüldü. Ölümüyle birlikte müşrik ordusu büyük bir bozguna uğradı.

 

Peygamber Efendimizin bu ümmetin firavunu dediği Ebu Cehil’in yaptıklarından dolayı birçok ayet nazil oldu. Risale-i Nur’da, tefsir ve hadis alimleri tarafından; “Biz onların boyunlarına öyle halkalar geçirdik ki, çenelerine kadar dayanır da hakka boyun eğmezler. Bir de önlerine bir set, arkalarına bir set çekip gözlerini kapattık; artık hakkı göremezler” (Yasin 8-9) ayetlerinin inmesine sebep olarak, Ebu Cehil’in gösterildiğine işaret edilmektedir. Çünkü, Ebu Cehil yemin içip; “Ben secdede Muhammed'i görsem, bu taşla onu vuracağım,” demiş. “Büyük bir taş alıp gitmiş. Secdede gördüğü vakit kaldırıp vurmakta iken, elleri yukarıda kalmış. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm namazı bitirdikten sonra kalkmış; Ebu Cehil'in eli çözülmüş.” (Mektubat, 1994, s. 160) ve hiçbir şey yapamamıştır..

 

Risale-i Nur’da, Ebu Cehil’in ismi, masumların da musibetlere maruz kalmasının sebebinin açıklandığı konuda geçmektedir. Ayette, “Öyle musibetten kaçınız ki, geldiği vakit zâlimlere mahsus kalmaz, mâsumlar ve mazlumlar da içinde yanar,” denilmiştir. Çoğunluğa gelen musibetlerde masumların harika bir tarzda korunup muhafaza edilmeleri dinin hikmetinin bozulmasına sebep olur. Çünkü, din bir imtihan ve tecrübedir. Aksi takdirde, Ebu Cehil gibi kötüler de, aynı Ebu Bekr-i Sıddık (ra) gibi tasdik ve iman ederlerdi. İmtihan sırrına binaen masumlar da bela çekerler. (Emirdağ Lahikası, 1997, s. 32).

 

Ebu Cehil’in adının geçtiği bir diğer konu da Peygamber Efendimizin şakk-ı kamer mucizesidir. Bu mucizeye karşı çıkanlar, eğer ay ikiye bölünmüş olsaydı, bütün aleme malum olurdu, bütün insanlık tarihinin bunu nakletmesi gerekirdi, şeklindeki iddialarına, Risale-i Nur’da cevap verilmektedir; Mucize, peygamberliğin ispatı ve inkarcıları ikna etmek içindir, zorlamak için değildir. Nübüvveti duyanları ikna edecek derecede mucize verilmiştir. Bütün alemin işiteceği derecede mucize gösterilmesi Cenab-ı Hakk’ın hikmetine aykırı olur. Çünkü, akla kapı açılırken, ihtiyarın elden alınmaması gerekir. Ayın ikiye bölünmesi mucizesinin bütün aleme gösterilmesi, insanlık tarihine geçirilmesi çok açık bir mucize olacağı gibi, herkesi de kabule zorlayacak ve ister istemez herkes kabul edecekti. Dolayısıyla Ebu Cehil gibi kömür ruhlularla, Ebu Bekir gibi elmas ruhlular aynı seviyede kalacak ve teklif sırrı bozulacaktı. (Sözler, 1999, s. 538)


(Bu makale 1180 kere okundu.)

Copyright © EuroNur - www.SaidNursi.de - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ KÜRTÇE EĞİTİM VERMEYE HAZIRLANIYOR

YÖK'ün, ''Türkiye'de Yaşayan Diller'' adı altında bir enstitü kurulması kararı üzerine bir açıklama yapan Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay, onay verilen enstitü sayesinde yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin yanında lisans öğrencilerini de alabileceklerini söyledi.    

YÖK kararıyla ilgili olarak Mardin Artuklu Üniversitesi rektörlük makamında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Serdar Bedii Omay, "Memleketimiz için, ülkemiz için, bölgemiz için hayırlı olsun. Olumlu bir karar çıktı. Hem bilimsel olarak hem de ülkemizin sosyal barışına katkı sağlamak açısından olumlu bir karar" dedi.

   YÖK'ün çalışmalarında kendilerini desteklediğini söyleyen Omay, "Burada yüksek lisans ve doktora öğrencilerini Kürtçe, Süryanice, Arapça ve Farsça bölümlerine kabul edip hoca yetiştireceğiz. Ve akabinde de lisans bölümlerine öğrenci alacağız. Tabii bir bilimsel süreci başlatmış olacağız. Yüksek lisansa öğrenci takvimi alma takvimini karar elimize geçtikten sonra açıklayacağız. İlk olarak 30 öğrenciyi almayı düşünüyoruz. Enstitüyü kurup gerekli altyapımızı oluşturduktan sonra ÖSYM'ye başvurumuzu yaparak lisans bölümlerinin açılmasını sağlayacağız" diye konuştu.

   Üniversite bünyesindeki Kürt Dili ve Edebiyat Bölümü'nde uzman olan 3 yardımcı doçentin yanında hem Kuzey Irak'taki Dohuk Üniversitesi hem de Şam Üniversitesi ile yaptıkları görüşmeler sonunda akademisyen değişimi yapabileceklerini anlatan Omay, üniversitelerin bilim yuvaları olduğunun altını çizdi.

Gündem

 Şeyh Abdülgani El hazneviseyh Abdulgani El Haznevi naksibendi tarikati

      Antalya Hadrian Gate
Antalya Hadrian Gate
Antalya at Hadrian Gate
Antalya at Hadrian Gate
Antalya clock tower
Antalya clock tower
Antalya view + yivli minare
Antalya view + yivli minare
Antalya yivli minare
Antalya yivli minare
Antalya kesik minare
Antalya kesik minare
Antalya mosque
Antalya mosque
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Antalya museum
Perge gate
Perge gate
Perge gate
Perge gate
Perge gate
Perge gate
Perge gate
Perge gate
Perge gate
Perge gate
Perge gate
Perge gate
Perge street
Perge street
Perge street
Perge street
Perge street
Perge street
Perge street
Perge street
Termessos theatre
Termessos theatre
Termessos theatre
Termessos theatre
Termessos theatre
Termessos theatre
Termessos graves
Termessos graves
Termessos graves
Termessos graves
Termessos graves
Termessos graves
Termessos graves
Termessos graves
Termessos graves
Termessos graves
Termessos
Termessos
Termessos
Termessos
Termessos nature view
Termessos nature view
Son Dakika - 12:35
Okul bahçesindeki büstü yıkan inek sürgün edildi  
Malatya'nın Yeşilyurt ilçesine bağlı Kadiruşağı köyünde okul bahçesindeki Atatürk büstünü kıran inek başka

Hasankeyf, Dicle Nehri’nde, Batman ve Midyat yolu arasında küçük bir köy. O nehirde şimdi modern bir köprü uzanıyor, ama çok daha eski bir köprünün etkileyici kalıntıları hala duruyor. Yüksek kayalar, binlerce kaya eve ev sahipliğı yapıyor, ve bir camiyi ve şimdi harabe olan, büyük ve tarihi bir şehrin kalıntılarını destekliyor. İlçe, Roma zamanında, İran’a sınır karakolu olarak kurulmuş. Önce, Cephe veya Kiphas denmiş ve burayı 640’ta fetheden Araplar tarafından Hisn Kayfa olarak yeniden adlandırılmış. Daha sonra, 1260’ta Moğollar orayı baştan sonra yağmalayana kadar (öyle ki orası bir daha asla eski şöhretin geri kazanamadı), Artukoğulları ve Eyyubiler tarafından yönetildi. Eski köprünün yaşı bilinmiyor, ama 1116’da Ortokid Fahreddin Karaaslan tarafından restore edildi. Kalede, bir Ortokid sarayının (çok etkileyici olmasa da) ve Ulu Cami’nin kalıntıları görülebilir. Yıllarca, bu ilçenin, bu bölgedeki çok sayıda yapay göllerden biri yüzünden sular altında kalması beklendi (Ilýsu Baraj Projesi). Son duyduğuma göre projenin finansmanı konusunda sıkıntılar varmış, bunun sebebi kısmen kültürel vandalizme karşı büyüyen protestolar. Umarım, bu kültür hazinesi gelecek uzun yıllarda da görülebilir durumda olur.

Türkçe çeviri: Melek Emir. Katkılarından dolayı teşekkür ederim.

previous page pages 1 2 3 ALL next page
Hasankeyf Village 2268
Hasankeyf Village 2268
Hasankeyf Village 2270
Hasankeyf Village 2270
Hasankeyf Village 2272
Hasankeyf Village 2272
Hasankeyf Village 2276
Hasankeyf Village 2276
Hasankeyf Village 2279
Hasankeyf Village 2279
Hasankeyf Village 2278
Hasankeyf Village 2278
Hasankeyf View on Tigris 1907
Hasankeyf View on Tigris 1907
Hasankeyf View on Tigris 1908
Hasankeyf View on Tigris 1908
Hasankeyf view from citadel 1911
Hasankeyf view from citadel 1911
Hasankeyf view from citadel 1912
Hasankeyf view from citadel 1912
Hasankeyf view from citadel 1913
Hasankeyf view from citadel 1913
Hasankeyf Tigris Bridge 1716
Hasankeyf Tigris Bridge 1716
Hasankeyf Village 1715
Hasankeyf Village 1715
Hasankeyf_Village 1717
Hasankeyf_Village 1717
Hasankeyf View of Tigris 1779
Hasankeyf View of Tigris 1779
Hasankeyf View from Otoman Palace 1798
Hasankeyf View from Otoman Palace 1798
Hasankeyf View from Otoman Palace hill 1808
Hasankeyf View from Otoman Palace hill 1808
Hasankeyf Village 1813
Hasankeyf Village 1813
Hasankeyf View of Tigris 1919
Hasankeyf View of Tigris 1919
Hasankeyf Village 1923
Hasankeyf Village 1923
Hasankeyf the new bridge 1925
Hasankeyf the new bridge 1925
Hasankeyf the citadel rock 1941
Hasankeyf the citadel rock 1941
Hasankeyf the citadel rock 1942
Hasankeyf the citadel rock 1942
Hasankeyf Village from across river 1945
Hasankeyf Village from across river 1945
Hasankeyf Village from across river 1948
Hasankeyf Village from across river 1948
Hasankeyf El Rizk Mosque 1724
Hasankeyf El Rizk Mosque 1724
Hasankeyf El Rizk Mosque 1725
Hasankeyf El Rizk Mosque 1725
Hasankeyf El Rizk Mosque 1726
Hasankeyf El Rizk Mosque 1726
Hasankeyf El Rizk Mosque 1727
Hasankeyf El Rizk Mosque 1727
Hasankeyf El Rizk Mosque 1765
Hasankeyf El Rizk Mosque 1765
Hasankeyf El Rizk Mosque 1766
Hasankeyf El Rizk Mosque 1766
Hasankeyf El Rizk Mosque 1772
Hasankeyf El Rizk Mosque 1772
Hasankeyf El Rizk Mosque 1721.jpg
Hasankeyf El Rizk Mosque 1721.jpg
Hasankeyf El Rizk Mosque 1722
Hasankeyf El Rizk Mosque 1722
Hasankeyf El Rizk Mosque 1729
Hasankeyf El Rizk Mosque 1729
Hasankeyf El Rizk Mosque 1773
Hasankeyf El Rizk Mosque 1773
Hasankeyf El Rizk Mosque 1783
Hasankeyf El Rizk Mosque 1783
Hasankeyf El Rizk Mosque 1787
Hasankeyf El Rizk Mosque 1787
Hasankeyf Tigris Bridge 1719.jpg
Hasankeyf Tigris Bridge 1719.jpg
Hasankeyf Tigris Bridge 1741.jpg
Hasankeyf Tigris Bridge 1741.jpg
Hasankeyf Tigris Bridge 1785.jpg
Hasankeyf Tigris Bridge 1785.jpg
Hasankeyf Tigris Bridge 2204
Hasankeyf Tigris Bridge 2204
Hasankeyf herd and fisherman 2209
Hasankeyf herd and fisherman 2209
Hasankeyf herd and fisherman 2213
Hasankeyf herd and fisherman 2213
Hasankeyf herd and fisherman 2221
Hasankeyf herd and fisherman 2221
Hasankeyf Tigris Bridge 2205
Hasankeyf Tigris Bridge 2205
Hasankeyf herd and fisherman 2206
Hasankeyf herd and fisherman 2206
Hasankeyf herd and fisherman 2222
Hasankeyf herd and fisherman 2222
Hasankeyf herd and fisherman 2231
Hasankeyf herd and fisherman 2231
Hasankeyf herd and fisherman 2258
Hasankeyf herd and fisherman 2258
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1738
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1738
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1926b
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1926b
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1929
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1929
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1930.jpg
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1930.jpg
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1931
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1931
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1932
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1932
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1933
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1933
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1934.jpg
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1934.jpg
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1935.jpg
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1935.jpg
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1936
Hasankeyf Zeynel Bey Turbe 1936
köye satıldı.
 

Yelişyurt ilçesine bağlı Kadiruşağı köyünde, otlanmak amacıyla girdiği köy okulunun bahçesindeki Atatürk büstünü kıran inek, açılan soruşturmadan çekinen sahibi tarafından başka bir köye satıldı.

Yelişyurt ilçesine bağlı Kadiruşağı köyünde bir inek, otlanmak amacıyla girdiği köy okulunun bahçesindeki Atatürk büstünü kırdı. Bunun üzerine İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından soruşturma açıldı. Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından açılan davadan korktuğunu söyleyen ineğin sahibi Gül Kılıç, soruşturma devam ederken ineği İnekpınarı köyünde ikamet eden bir yakınına satıp gönderdiğini belirtti. Kılıç, bu olayda bir kasıt olmadığını, olayın kendilerinden habersiz meydana geldiğini, fakat ceza almaktan korktuklarını ifade etti. İnek sahibi Kılıç, olayı şöyle anlattı:

"Her gün yaptığı gibi otlaması için dışarı çıkardığım inek elimden kaçarak uzaklaştı. Yakalamak için peşinden gittiğim sırada okulun öğrencileri ineğin bahçedeki büstü kırdığını söyledi. Olaya çok üzüldük. Ardından büstün kırılması nedeniyle soruşturma başladığını duyduk. Köye gelerek ifadelerimizi aldılar. Neredeyse tüm köylünün ifadesi alındı. Kabahatli olan bir hayvandı. Kasıt olmadığını söylesek de köylüler bizim ceza alacağımızı söyledi. Bu nedenle korktuğumuz için soruşturmaya sebep olan inekten kurtulmaya karar verdik.''

Büstü kıran ve ceza ihtimaline karşı inekten kurtulmak istediklerini belirten Kılıç, eşi Mevlüt Kılıç'la ineği 'İnekpınarı'nda ikamet eden bir yakınlarına sattıklarını söyledi. İneği değerinin altında bir fiyata sattıklarını ifade eden Kılıç, ''Başımıza açtığı bu kadar işten sonra onu burada tutamazdım. Soruşturmanın da sorumlusuydu'' dedi.

İneği satın alan İnekpınar köyündeki Ömer Ateş de, "Olay bana komik görünse de yakınlarımın endişesini anladım. Sonuç olarak büstü ineğin kırdığı gerçeğini herkese anlatamazlardı. Bu nedenle korkmaları da doğaldı. Zaten soruşturma açılması üzerine inekten kurtulmaya karar verdiler. İnek normalde çok huysuz bir hayvandı ama sürgüne geldiği İnekpınarı'nı sevmiş olsa gerek ki artık huysuzluk yapmıyor.'' şeklinde konuştu.

Yeşilyurt İlçe Milli Eğitim Müdürü Seyit Reşitoğlu ise soruşturma için bir müfettiş görevlendirdiklerini söyledi. Reşitoğlu, okulun bahçesinde alçıdan yapılmış büstün dayanıksız olduğunun tespit edildiğini ve soruşturmanın ardından daha sağlıklı bir büst yaptırılacağını söyledi. (CİHAN)