UYGUR 11-04-2009, 20:03:36 HEM RESULUM HEM HABIBI HEMDE KALPLERIN TABIBI Duyun beni duyun beni ben bir aski tasiyorum. hayalimde hem ruyamda ben hep onu ariyorum. Onun adi sefaatci her gelenden soruyorum. Yüzü nurludur diyorlar hemde allahin habibi.
Nemutluki ümmetine yürüdüler hep pesine. Allahim bizi kavustur yüzü suyu hurmetine.
Hadisi var sünneti var birde veda hutbesi var. Ummetinin tek tabibi hemde allahin habibi. . Ömerivar osmani var ebu bekir alisi var kilicdari halidi var bir pehlivan hamzasi var. Onu görmeden sevenler onun ehlissünneti var. islamiyeti fethetti ahmed allahin habibi.
ismi ahmed hem muhammed unutulmaz ilelebed. iki tane lakabi var hem resül hemde peygamber Mekkededir bir makami cennette dir hep mekani. Hasan hüseyin dedesi birde allahin habibi.
Ebuleheb ebucahil hep ona karsi ciktilar. Canli kizlari gömdüler fuhusu serbest biraktilar. Mü;min evleri yaktilar bilali habesi dövdüler. Kabul etmedi muhammed odur allahin habibi.
Sünneti bize emanet takipeden bulur kudret. hadisi var cok muhtesem bunu bilir dunya alem. ummeti var iman dolu kanitladi anadolu. musaya da demistirki (hüve muhammed )habibi.
Siratta hep bizi bekler ummetim var gelecekler. onlari;da ben bulurum hemde sefaatci olurum abdest alanlar bellidir namaz kilanlar öncüdür. Sefaat yaresullullah medet allahin habibi.
Cahiller ayaklandilar nur yüzlüyü aradilar. Ordadaglar sira sira magaranin adi hira. Bir örümcek bir güvercin negüzeldi perdelerin Hep güzeldir eserlerin sensin allahin habibi.
Eserlerin var heryerde bir bölümü türkiyede. mubarek dedigin asker koruyacaktir elbette. Topkapi muzesinvar mukaddes emanetlerinvar. Ziyaretci eksilmiyor deyer allahin habibi.
Sen yenmistin cehaleti sahittir bu türk milleti. Hep muhammed sefaati bekliyoruz resullulah. Cehennemden yarap koru bizim icin büyük sorun. rahmetinle kudretinle (ve)muhammed habibinle.
Can Muahmmed
Can Muhammed İstemem ben inci gÜher, GönÜl gözÜm seni ister, Söyleyelim hep beraber, Muhammedim, can Muhammed.
SÜnnetinden aldık ilham, Uzak dÜştÜ bize haram, Getirelim salat, selam, Muhammedim, can Muhammed.
HASRETIN NE,ANLATSANA, EYGARIP KÖYLÜ ÖZLEDIM DAGLARI VADILERI YEMYESIL ÜZÜM BAGLARI BAHARDA UCUSAN KELEBEKLER ÖTÜSEN RENK RENK KUSLARI KOKU SACAN MAVI SARI KIRMIZI MOR PEMPE RENKLI GÜLLERI
ÖZLEDIM KÖYÜMÜN SÖHPETLERINE UNSANLARINA HER VAKIT MINAREDEN OKUNAN EZANLARINA GÜL KOKAN DAGLARI TOPRAGI ORMANLARINA UNUTULAN TARIHI KÜLTÜRÜ VE DEYERLERINE
KÖYÜM ZARAR GÖRDÜ TERÖRDEN KIRLI SIYASETTEN GÜLER YÜZLÜ INSANLARI BÖLGEDE DUYULUYOR SANLARI MEMLEKETI SAVUNDULAR HAKKIYLE, AKSA BILE KANLARI DUYGULU ONURLU SANLI SEREFLI ÜCKAVAKLILAR
ICIMDE BIR HIS VAR KÖYÜMÜ BIRDAHA GÖRMEME KORKUSU AGLAYASIM GELIYOR MENDIL ELIMDE GÖZLER DOLUYOR GÖZLERIMDEN YAS AKTI NEDEN DIR, DURMAK BILMIYOR ÖZLEM VE HASRET VAR NEDAMET FAYDA ETMIYOR
SORARIM SIZE DÜNYA MALI, EDERMI FAYDA; CEVAP ISTERIM KABIR YOLU TUZAKLARLA DOLU KUR'ANSIZ NASIL YASARIM HALIS IMAN GEREK BUDUR TEK GERCEK YOKSA YANARIM ALLAHIN MERHAMETI MUHAMMED SEFATI OLMAZSA KORKARIM
UYMA NEFSIN, HER DEDIYINE HIC UNUTMA SAKIN BILMEZMISIN ÖLÜM HERSEYDEN, SANA DAHADA YAKIN MEZARLIK YANINDA GECERSIN FATIHA OKURSUN SANADA BIR GÜN SIRA GELMIYECEKMI SANIRSIN
ÖNÜNDEN GIDENLERI HIC UNUTTUNMU YOKSA EY BESER BES FARZI SORACAKLAR CEVABIN VARMI GAFIL AVLANMA MALIN MÜLKÜN SALTANATIN HEPSI BOS , KURTARAMAZ KI KALPLERI KIRDIN YOKSULU YETIMI EZDIN SEN GURURLANMA
CEKTINMI KENDINI BIR GÜN HESABA YAKLASMADAN ÖLÜM AMELIM TEMIZMI, YOKSA ECEL YAKLASIR ÖNÜN UCURUM SEYTANA ALDANAN, VAY HALINE TEDBIR ALMAZSAN HEMEN YETMIYECEK TEVBEYE ISTIGFARA COK AZ BIR ZAMAN
HAC ZEKAT NAMAZ ORUC SEHADET SARIL BUNLARA ILELEBED VAKTIN GECERSE HER GÜN IBADET. KARSILIGI BULURSUN FELAH FAIZ KUMAR ALKOL VE ZINA BUNLAR BAKAMAZ SENIN GÖZ YASINA PARCALAR AYLEYI YIKAR TEMELI HER ALLAHIN KULU BUNU BILMELI www.güvence.de UYGUR,
Yatmayla Kalkmayla İslam Olunmaz
İyiliği emret doğru sözlü ol Gülyağı kokmayla İslam olunmaz Okuyup araştır ilim ile dol Kafadan sıkmayla İslam olunmaz
Zalimin zulmüne ortak olursak Düşenin saçından bizde yolarsak Kul hakkı alarak huzur bulursak Takkeyi takmayla İslam olunmaz
Yalandan dolandan medet umarsak Haksızlığa karşı gözün yumarsak Haramı görünce hemen tumarsak Yiyip de bıkmayla İslam olunmaz
Bilgiye değer ver alime hürmet Söz seni yüceltir yapmazsan gıybet Hurafeler sende görürse kıymet Mumları yakmayla İslam olunmaz
Dedemiz nenemiz Müslüman dersen İnançsız yaşayıp ortaya sersen İnananı yobaz irtica görürsen Nifak sokmayla İslam olunmaz
Mekke’den bin dönüm olsa da arsan Kafana bir tomar sarık da sarsan Gösteriş uğruna beş vakit dursan Yatmayla kalkmayla İslam olunmaz
Abdullah Ramazan
muhsin yazici oglu
7
Türk Bayrağı'nı istiklal Marşı'nın eşliğinde çekecek, pehlivanlar Er Meydam'nda bir tur atacak ve en küçük boylardaki güreşçiler meydana salınacaklardır.
HODRİ MEYDAN
Cazgır (salavatçı), geleneksel törenlerden sonra pehlivan sofrasını açacaktır. Kulak verip dinleyelim, hiç pişman olmayacağız:
Allah Allah illallah
Hayırlar gele inşallah
Pirimiz Hamza Pehivan
Aslımız neslimiz pehlivan
iki yiğit çıkmış meydana
Birbirinden merdane
Biri ak biri kara
ikisinin de zoru para
Alta geldim diye erinme
Üste çıktım diye sevinme
Alta düşersen apış
Üste çıkarsan yapış
Vur sarmayı kündeden at
Gönder Muhammed'e salavat
Seyirttim gittim pınara
Allah, her ikinizin de işini onara....
AHMET HAMDİ TANPINAR
AĞLAMA
Ağlama, gözleri kızarmış çocuk! Tek damla yaşın düşmesin yere. Bak, tek güzelliğimiz yokluk, Sana bir öğüt; ağlama boş yere.
Ne olursa olsun hiçbir şey değmez, Senin bir damla gözyaşına. Ağlayana kimse boyun eğmez. Kimse bakmaz kimsenin yaşına.
Ne kadar kötülük, pislik varsa; Sen herşeyi tertemiz öğren. Eğer yüzüne gözyaşı yağarsa; Seni garip sanır her gören.
Ağlama sakın çocuk, ağlama! Korkmayana zarar gelmez, bunu bil. Sevgini hep söyle, sakın saklama. Aklından korkuyu, gözünden yaşı sil. ---------------------------------------------------------------------------------------------------- BİR GÜL BU KARANLIKLARDA
Bir gül bu karanlıklarda Sükute kendini mercan Bir kadeh gibi sunmada Zamanın aralığından.
Başında bu mucizenin Sesler, kokular ve renkler Ebediyete kadar derin Bir anın vadiyle bekler.
Ve diyor fecirden berrak Sesiyle her ürperişte Geceyi yumuşatarak Bütün gözyaşlarım işte.
Serinletmesin, ne çıkar Bu ümitsiz yalvarışı Hiç bir meyve ve pınar Ne de günlerin akışı.
Yetmez mi bu müjde sana Aydınlatırsam alnını Ben her rüyayı zamana Taşıyan yıldız kervanı.
------------------------------------------------------------------------------ BURSADA ZAMAN (69337 Hit)
Bursa'da eski bir cami avlusu, Küçük şadırvanda şakırdayan su. Orhan zamanından kalma bir duvar... Onunla bir yaşta ihtiyar çınar Eliyor dört yana sakin bir günü. Bir rüyadan arta kalmanın hüznü İçinden gülüyor bana derinden. Yüzlerce çeşmenin serinliğinden Ovanın yeşili göğün mavisi Ve mimarilerin en ilahisi.
Bir zafer müjdesi burda her isim: Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın Hala bu taşlarda gülen rüyanın Güvercin bakışlı sessizlik bile Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle. Gümüşlü bir fecrin zafer aynası, Muradiye, sabrın acı meyvası, Ömrünün timsali beyaz Nilüfer, Türbeler, camileri eski bahçeler, Şanlı hikayesi binlerce erin Sesi nabzım olmuş hengamelerin Nakleder yadını gelen geçene.
Bu hayalde uyur Bursa her gece, Her şafak onunla uyanır, güler Gümüş aydınlıkta serviler, güller Serin hülyasıyla çeşmelerinin. Başındayım sanki bir mucizenin, Su sesi ve kanat şakırtısından Billur bir avize Bursa'da zaman,
Yeşil Türbesini gezdik dün akşam, Duyduk Bir musikî gibi zamandan Çinilere sinmiş Kur'an sesini. Fetih günlerinin saf neşesini Aydınlanmış buldum tebessümünle.
İsterdim bu eski yerde seninle Başbaşa uyumak son uykumuzu, Bu hayal içinde... ve ufkumuzu Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk, Havayı dolduran uhrevi ahenk. Bir ilah uykusu olur elbette Ölüm bu tılsımlı ebediyette Belki de rüyası büyük cetlerin, Beyaz bahçesinde su seslerinin.
Basma bu eşikte benim kalbim var, Kalbim ki bir uzak hayale ağlar Kıskanç bir büyüdür bana uzletim Zâlim arzularla tutuşan etim, Her akşam bir çarmıh olur ruhuma Ben de bilmem nasıl diner bu humma; Saatler işkence, günler cellâdım, Ne ben yanlızlığa bir lâhza kandım. Ne de yalnızlığım benden usandı. Tahtayı kurt oydu, taş yosunlandı, Yabanî otlarla örtüldü duvar; Mermer havuzlarda köpüren sular Kâh bir ayna oldu kamaşan güne, Kâh bağrım açıldı bütün hüznüne Ufukları sarsan geniş rüzgârın Benden sor sırrını bu boş yolların Benden sor ve benden dinle akşamı.. ---------------------------------------------------------------------------------------------- AHMET HAMDİ TANPINAR SABAH
Serin rüzgârlara pencereni aç! Karşında fecirle değişen ağaç, Bak, seyret ağaran rengini ufkun Mahmur gözlerinde süzülsün uykun. Bırak saçlarınla oynasın rüzgâr. Gümüş çıplaklığı bir başka bahar Olan vücudunu ondan gizleme. Ne varsa hepsini boyun, saç, meme, Esîrden dudaklar okşasın sevsin Mademki geceden daha güzelsin!
Bütün dünyâya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım; Nihayet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım. Şehirden kaçmak isterken sular zaten kararmıştı, Pek ıssız bir karanlık sonradan vâdiyi sarmıştı. Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hılkat kesilmiş lâl... Bu istiğrâkı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl Muhîtin hâli "insâniyyet"in timsâlidir, sandım; Dönüp mâzîye tırmandım, ne hicranlar, neden andım!
Taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd, Zalâmın sinesinden fışkıran memdûd bir feryâd, 0 müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu Ki vâdiden bütün, yer yer, enînler çağlayıp durdu. Ne muhrik nağmeler, yâ Rab, ne mevcâmevc demlerdi; Ağaçlar, taşlar ürpermişti, gûya Sûr-i Mahşerdi!
-Eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin; Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ? 0 zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun; Cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun, Bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen, Gezersin, hânmânın şen, için şen, kâinatın şen. Hazansız bir zemin isterse, şâyed rûh-i serbâzın, Ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-i pervâzın. Değil bir kayda, sığmazsın - kanadlandım mı - eb'âda; Hayâtın en muhayyel gayedir ahrâra dün
Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır
için bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır? Hayır, mâtem senin hakkın değil... Mâtem benim hakkım: Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım! Tesellîden nasîbim yok, hazân ağlar bahârımda; Bugün bir hânmansız serseriyim öz diyârımda! Ne husrandır ki: Şark'ın ben vefâsız, kansız evlâdı, Serâpâ Garba çiğnettim de çıktım hâk-i ecdâdı! Hayâlimden geçerken şimdi, fikrim herc ü merc oldu,
(*) Bu şiir yazılırken Yunan istilâsı altındaki topraklarımız hususiyle Bursa'ya dair elîm haberler geliyordu; tetkikine de imkân yoktu. CENK MARŞI
ey sürüden arkaya kalmış yiğit arkadaşın gitti haydi sen de git bak ne diyor ceddi şehidin işit haydi git evladım uğurlar ola haydi git evladım açıktır yolun zalimlere karşı bükülmez kolun bayrağı çek ön safa geçmiş bulun uğurun açık olsun uğurlar ola.
eşele bir yerleri örten karı ot değil onlar dedenin saçları dinle şehit sesleridir rüzgarı haydi git evladım uğurlar ola haydi git evladım açıktır yolun zalimlere karşı bükülmez kolun bayrağı çek on safa geçmiş bulun uğurun açık olsun uğurlar ola haydi levent asker uğurlar ola
yerleri yırtan sel olup taşmalı dağ demeyip taş demeyip aşmalı sende ki coşkunluğa er şaşmalı kahraman askerim uğurlar ola haydi git evladım açıktır yolun zalimlere karşı bükülmez kolun bayrağı çek ön safa geçmiş bulun haydi levent asker uğurlar ola haydi git evladım uğurlar ola.
Mehmet Akif Ersoy
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar... O, rûkü olmasa, dünyada eğilmez başlar, Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor; Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i... Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi... Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın. Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab... Seni ancak ebediyyetler eder istiab. "Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına; Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle, Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle; Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan; Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan; Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına, Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına, Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana... Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana. Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i, Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran... Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın; Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat, Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat... Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Akif Ersoy
İSTİKLâL MARŞI
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
"Medeniyyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakkı'ın
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.
Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.
Bu ezanlar - ki şahâdetleri dinin temeli -
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder - varsa - taşım,
Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!
Mehmet Akif Ersoy
ŞEYTAN
Anadolu'da bir köy Köyün içinde bir ev Evin içinde bir adam Adamın içinde bir şeytan Kezban...Kezban
Mehmet Akif
necip fazil kissa kurek
ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP
Zindanda iki hece.Mehmed'im lafta! Baba katiliyle baban bir safta! Bir de geri adam,boynunda yafta...
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
Haykırdı ak tolgalı beylerbeyi "ilerle" Bir yaz günü geçtik tunadan kafilelerle
Şimşek gibi atıldık bir semte yedi koldan Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan
Bir gün yine doludizgin atlarımızla Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla
Cennette bu gün gülleri açmış görürüzde Hala o kızıl hatıra gitmez gözümüzde
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
YAHYA KEMAL BEYATL
SESSİZ GEMİ
Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu. Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden. Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
ŞARKI
Kalbim yine üzgün seni andım da derinden; Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden! Üzgün ve kırılmış gibi en ince yerinden, Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
Senden boşalan bağrıma göz yaşları dolmuş! Gördüm ki yazın bastığımız otlar solmuş. Son demde bu mevsim gibi benzimde kül olmuş. Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
YAHYA KEMAL BEYATLI
ESSELAMUNALEY KUM.V.V.BEREKETÜHÜ Üzüntümüz çok büyük çünkü .Türk siyasetinin. enmükemmel þekilde yürüten . Kirli siyasetten uzak kalan tek kiþi.Bütün b.b.p. yöneticilerine . partiüyelerine .Þunu söylemek isterim .tüm kalbimizle hayirli bir haber almak . için cani gönülden dua ediyoruz herkesi de duaya çaðýriyorum.
örnek adam
BIR KAHRAMAN ÖYKÜSÜ
ismail güneş haber verdi uçağımız düştü diye . Yardım edin üşüyoruz soğuktanda donuyoruz. Seferber ilan edildi alperen merkezinden. Yardım seli akıverdi topyekün türkiyeden. Beylerbeyi içnde yetişin kurtaralım. Eydağlar yolverın bulalım beyimizi. Sis fırtına yolvermez yormayın kendinizi. ALLA*hın takdiribu boşuna uğraşmayın. Ecelden kaçış olmaz alnında yazılıydı. biim hesap tutamaz ALLAH *hınki farklıydı. Ey keş dağı nasıl yaparsın bunu çözemedin sorunu. Umudumuzu yıktın perişan halde bıraktın. Yalçın topçu fenalaştı bu habere dayanmadı. alperenler deyildi sadece üzülenler. Tüm memleket ağladı yiyit adamdı diye. Gözyaşları sel oldu bu yiyidin kaderine. şiirinden bellirtmişti ölürken üşüyeceyine. hiç kimse mana vermişmiydi bu alınyazısına. Üşüyen kahrmanan yazılsın onun mezarına. halkın kahramanı olarak anılacak. onun adına tekbır salat dualar olacak. kavuştu hakkın rahmetine ALLAH koysun cennetine. Basınız sağ olsun diyorum türk milletine. Mamak cezaevi şiiri (Üşüyorum)
Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum...
Muhsin Yazıcıoğlu'nu kaybettik
Öldük öldük dirildik. Enkaz arasında olmadığı söylendi ama ilerleyen saatlerde acı gerçek açıklanınca ümitler de söndü.
Kayıp olduğu söylenen ve az da olsa ümitlenen kamuoyu BBP'nin açıklamasıyla yıkıldı. BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun öldüğü resmen açıklandı.. Kimlik tespitini abisi Yusuf Yazıcıoğlu yaptı.
BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu'nun aralarında bulunduğu 5 cenaze, helikopterle Kızılöz köyünden Kahramanmaraş'a götürüldü. Cenaze ardından Ankara'ya götürülecek. Ancak ekipler İHA muhabirinin cenazesini bulamadı.
Saat 14.02 sıralarında kameralar karşısına geçen BBP Genel Sekreteri Yalçın Topçu, Yazıcıoğlu'nun da aralarında bulunduğu 6 kişinin öldüğünü açıkladı. Topçu, parti genel merkezinde şu açıklamayı yaptı:
RAHMETİ RAHMANA KAVUŞMUŞTUR
"Arkadaşımız, başbakanımız, genel başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu ve son yolculuğuna birlikte çıktığı yol arkadaşları Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya, İsmail Güneş ve Kaya İstektepe rahmeti rahmana kavuşmuştur.
BÜTÜN İNSANLARA TEŞEKKÜR EDİYORUZ
Dünyadaki bütün iyi insanlar Türk ve İslam aleminin aleminin, milliyetçilerin, alperenlerin, ülkücülerin, vatanseverlerin, BBP'nin, tüm sevenlerin başı sağolsun. Liderimizi ve birlikte son nefesini verdiği kader arkadaşlarını son 3 gündür asker, polis korucu sivil savunma elemanı, ülküdaşlarımız, devlet ve hükümet adamlarımıza tanıdığımız ve tanımadığımız bütün insanlara teşekkür ediyoruz.
Yüce Allah'tan niyazımız cenneti alada Muhammed Mustafa(SAV)'ya komşu etsin. Selahaddin Eyyubi'ye Şeyh Şamil'e Alparslan'a komşu etsin inşallah. Hepinizin ruhu şadolsun. Milletimizi başı sağolsun."
KİMLİK TESPİTİNİ ABİSİ YAPTI
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki 5 kişiyi taşırken Döngel köyü yakınlarında bulunan Kanlıçukur mevkisine düşen helikopterin enkazına ulaşan ekipler, burada bulunan 5 cesedi Kızılöz köyüne getirdi.
Askeri yetkililer, BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu'nun da aralarında bulunduğu cenazeleri, burada kimlik tespiti için yakınlarına gösterdi. Yazıcıoğlu'nun cenazesinin kimlik tespitini ağabeyi Yusuf Yazıcıoğlu yaptı.
YAZICIOĞLU'NUN YAKINLARI SİNİR KRİZİ GEÇİRDİ
Bu arada, cenazeleri taşıyan helikopterin köye indiği sırada, Yazıcıoğlu'nun da cesedinin geldiğini öğrenen akrabaları ve partililer helikoptere ulaşmaya çalıştı. Helikopterin olduğu bölgeyi güvenlik çemberine alan askerle yakınları ve partililer arasında kısa süreli gerginlik yaşandı. Yazıcıoğlu'nun bazı yakınlarının sinir krizi geçirdiği görüldü.
CENAZELER MORGDA
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin cenazeleri Skorsky helikopterlerle Kahramanmaraş'a getirildi. Kahramaraş 5. Mekanize Zırhlı Tugay Komutan Yardımcılığı Kışlası'ndan ambulanslara konulan cenazeler, Kahramanmaraş Devlet Hastenesi Morguna konuldu.
Bu sırada, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcısı Fevzi Büyüktümtürk, MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy, MHP İl Başkanı Nurettin Demircioğlu, CHP İl Başkanı Galip Timüçin de hastaneye geldi.
ALPERENLER İLE POLİS ARASINDA GERGİNLİK
Ambulansların devlet hastanesi morguna gelişi sırasında kol kola giren Alperen Ocakları'na bağlı gençler, polis barikatını geçmek istedi. Yaşanan kısa süreli kargaşanın ardından ikna edilen gençlerin kaldırımda durmaları sağlandı. Tekbir getirerek, Kur'an-ı Kerim okuyan gençler, sık sık genel başkanlarını görmek istediklerini dile getiriyor. Polisin, herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması için Alperen Ocakları'na bağlı gençleri çembere aldığı görüldü. İHA MUHABİRİNİN CENAZESİ BULUNAMADI
Helikopter enkazında 5 kişinin cenazesi bulundu. Arama kurtarma ekipleri İHA muhabiri İsmail Güneş'i arıyor. Kaza sonrası 112'yi arayan ve ayağının kırık olduğunu söyleyen Güneş, enkaz çevresinde bulunamadı.
ERDOĞAN'IN TALİMATIYLA CENAZELER İÇİN BOEİNG TİPİ UÇAK TAHSİS EDİLDİBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla tahsis edilen Boeing 737-400 tipi uçak, havaalanında, cenazelerin Kahramanmaraş Devlet Hastanesi'nde savcıların nezaretinde kimlik tespitlerinin tamamlanmasını bekliyor.
Cenazelerin daha sonra Ankara'ya götürüleceği öğrenildi. BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer ile kızı Firuze de cenazelerle aynı uçakla Ankara'ya gidecek OTOPSİ YAPILACAK Hastane çevresinde geniş güvenlik önlemi alan Kahramanmaraş Özel Harekat Şube Müdürlüğüne bağlı polisler, morga giriş çıkışlara izin vermiyor. Hastane morgunda bekleyen Kahramanmaraş Cumhuriyet Savclığı ekipleri, burada cenazelere otopsi yapacak.
Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatı
Kahramanmaraş'tan Yozgat'a giderken geçirdiği helikopter kazası sonucu hayatını kaybeden BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatı siyasi mücadeleler ile geçti. Yazıcıoğlu, kazadan hemen önceki mitinginde 29 Mart seçim çalışmaları için "Devletten yardım almıyoruz ilk kez helikopter kiralıyoruz" demişti.
İşte Yazıcıoğlu'nun siyasi mücadeleyle dolu yaşam öyüsü:
Muhsin Yazıcıoğlu, 1954 yılında Sivas'ın Sarkışla ilçesi Elmalı Köyü'nde bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğdu. İlk ve orta öğrenimini Şarkışla'da yaptı.
Yüksek öğrenimini yapmak üzere 1972'de Ankara'ya geldi. Üniversite tahsilini, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde tamamladı.
1968'de cemiyet (dernek) çalışmalarına başladı. Şarkışla'da Genç Ülkücüler Hareketi'ne katıldı. Ankara'ya geldikten sonra ise, Ülkü Ocakları Genel Merkezi'nde görev yapmaya başladı. Sırasıyla; Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı. (1977-78 ).
1978'de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneği'nin kurucu Genel Başkanı oldu. 1980 yılına kadar MHP'de Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulundu.
12 Eylül 1980'de yapılan askeri darbenin ardından, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası sanığı olarak cezaevine konuldu. 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl Mamak Cezaevi'nde kalan Muhsin Yazıcıoğlu, 7,5 yıl cezaevinde kaldığı bu davadan herhangi bir ceza almadı.
Cezaevinden çıktıktan sonra, mağdur olmuş ülkücülere ve onların ailelerine yardim amacıyla kurulan Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı'nın başkanlığını yaptı.
1987'de arkadaşları ile birlikte MÇP'de siyasete girdi. MÇP'de Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu.
1991 genel seçimlerinde üç partinin oluşturduğu ittifak bünyesinde, milletvekili adayı oldu. “O, inançlarınızı Meclis'e taşıyacak” sloganıyla, Sivas'tan milletvekili seçildi.
1992 yılı Temmuz ayında, “içinde bulunduğu partinin siyasi anlayışıyla uyuşamadığı için” bir grup arkadaşı ile birlikte MÇP'den ayrıldı. 29 Ocak 1993 tarihinde Büyük Birlik Partisi kuruldu ve bu partinin Genel Başkanlığına seçildi.
24 Aralık 1995'te yapılan erken genel seçimlerde ANAP-BBP ittifakından 20. Dönem Sivas milletvekili olarak, yeniden meclise girdi. 28.02.1996 tarihinde ANAP'tan istifa ederek, BBP'ye döndü.
26 Nisan 1998'de yapılan 3. Büyük Kurultay'da, 8 Ekim 2000 tarihinde yapılan 4. Büyük Kurultay'da, 2 Haziran 2002 tarihinde yapılan 1. Olağanüstü Büyük Kurultay'da,20 Temmuz 2003 tarihinde yapılan 5. Olağan Büyük Kurultay'da,30 Nisan 2006 tarihinde yapılan 6. Olağan Büyük Kurultay'da ve 15 Nisan 2007 2.Olağanüstü Büyük Kurultayda tekrar BBP Genel Başkanlığına seçilmiştir.
22 Temmuz Erken Genel seçimlerinde BBP'nin seçimi protesto etmesi sebebiyle partisinden istifa ederek Sivas'tan bağımsız milletvekili adayı olup 23. dönem milletvekilliğine seçilmiştir.Daha sonra BBP'ye katılarak TBMM'de Büyük Birlik Partisi Sivas Milletvekili olarak BBP'yi Meclis'te temsil etmiştir.19 Ağustos'ta yapılmış olan BBP'nin 3.Olağanüstü Büyük kurultayında tekrar Genel Başkan olmuştur.
Muhsin YAZICIOĞLU, evli ve iki çocuk babasi idi --------------------------------------------------------------------------------
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Salih, kutsal bir mücadele olan Çeçenistan'dan, benim sana olan tavsiyem budur. İslam tarihi sayfalarında sadece Allah yolunda verdikleri sözleri tutanlar şerefle kayıd edilmiştir. Onlar ise sözlerinde durarak söyledikleri gibi, savaşın olduğu yere gidenlerdir.
İnan bana oğlum, para inananları inaçlarından alıkoydu. İnananlar batılaştılar ve onların maaşlara tapıyorlar. Ancak, Allah'ın verdiği daha hayırlıdır.
Ve bu yanlış davranıştan dolayı insanlar sanki hayvanlaşmışlar. Yani, onlar sabah kahvaltıya kalkarlar, sonra işe giderler, sonra öğlen yemeğe giderler, sonra eve giderler ve sonunda yatarlar. Ve onların hayatlarında başka bir amaç ve hedef yoktur.
İnan bana Salih, onların amacı kendilerini zenginleştirmek ve о yolda ilerlerken problemlerden kendilerini sigorta etmek. Ancak, problemler hiçbir zaman bitmez. Evde, karısıyla, çocuklarıyla, ev problemi ve benzeri problemleri birini çözerler, arkadan diğeri başlar. Ve böylece onları çözerlerken hayatları sona erer, problemleri kalır.
Bu gün İslam ümmeti içerisinde her türlü insanlar mevcuttur: Alimler, talebeler, işadamları, mühendisler hatta hırsızlar ve haydutlar. Ancak, Tevhid ehli ve Cihad ehli askeri azdır.
İnan Salih, bu gün Cihad zamanıdır. Küfr ümmeti çok dikkatli çalışmaktadır. İslam ümmeti ise keskin bir kılıca muhtaçtır.
Allah, bu zamanda da İslam ümmetine merhamet ederdi, Peygamber efendimizin (s.a.v.) ve ashabın ve onların yolunda devam edenlerin zamanından bahis etmiyorum.
Biz gördük, dünyanın en fakir olan milleti Sovyet birliğini nasıl yok ettiğini ve en az olan milletin ise Rusya'nın kalbini kırdığını. Ben bunlarla yaşamasaydım, belki ben de inanmazdım.
İnan Salih'im, ölümünü kendin seçebilirsin şahadetini isteyerek cihat yolunda. Ama Allah daha iyi bilir. Allah'a tevekkül et ve ölümüne dimdik karşı koy hayat da о zaman sana gelir. Allah'a olan ümidini yetirme ve ona tüm kalbinle inan. Biz insanlar Allah'a inanırız ve yine de zafer gelir mi acaba diye şüpheleniriz? İnsanlar her zaman şüpheli davranırlar. Körfez savaşından beri, kafir uçakları tankları çoğu insanların kalplerinde korku bırakmıştır.
Körfez savaşı, Afganistan'da Rusya'ya karşı kazanılan savaşdan sonra Müslümanların kalplerine inen inanç ve cesareti yok etmeye yetti. Düşmanların silahlı kuvvetleri Allah'a inanan az bir insanlara karşı yenilgiye uğradıktan sonra, Orta Doğuya tüm yerlere yerleşip Muhammed ümmetini korkutmaya başlamışlardır. Saddam'a ve askerlerine bir şey olmuyordu. Ama Batı gittikçe vahşileşerek Müslümanları korkutarak onları tüm sahip olduklarına el koyarak devam ettiler ve biz buna karşı koymayı borç bildik. Ve hala bu savaş 18 yıldır devam etmektedir.
Salih zaman gelir sen de ölümle karşı karşıya kalırsın. O halde Allah'a yönel ve O'nun yolunda cihat et. O, bu dünya'da ve öbür dünya'da da bir şereftir. Canım benim! Sen hala çok küçüksün. Ama biz sana ve senin yaştakilere bir yol gösterdik ki bunu bize bizim nineler gösteremezdi. Biz önce Allah'a ve sonra size inanıyoruz. Siz, bu ümmettin umudusunuz.
Maalesef, bu gün gençler televizyonun ve futbolun ve benzeri şeylerin ve arabaların kölesi olmuşlar. Boşu boşuna ölmekten kork ve Allah'tan sonunu hayırlı olmasi için dua et. Allah yolunda cesedini parçalanarak ölmek, mahşer'de seni Peygamber efendimizle (s.a.v.) beraber kılar.
Benim için en büyük hediye, Elhamdulillah, senin bu cihat topraklarında dünyaya gelmendir. Senin anne tarafı akrabalar birileri şehit edildi, birileri benimle hala savaşmaktalar, birileri Ruslara esir düştüler. Onlar ilk Dağistan'da şeriatı ilan edenlerdendirler. Ben hatırlıyorum, о zamanlarda onların bulundukları köyler, Ruslar tarafından çember altına alınmıştı ve biz onlara yardıma koştuk ve beraberce orada kafirleri dize getirdik.
Çeçenistan'da о zaman senin annen hala seni karnında taşıyordu. Ve uçaklar bizim toprağımızı her yerde bombalıyordu ve yakıyordu. Ve onun için, Allah'a şükür et ki sen karnındayken cihadın seslerini duymaya başladın. Senin annen ise bir yerden öbür yere koşardı. Canım benim, lüks bir hayatı hiç düşünme çünkü seni her yerde küfür ümmeti takip edecektir ve sana rahat vermeyeceklerdir. Sen ise babanın yoluna devam et ve şerefli bir yol seç. Çoğu senin babanın arkadaşları da bunu seçtiler ve şehit oldular veya esir düştüler. Sen ise onlar'dan daha iyi değilsin. Hayatında ciddi bir karar al ve Allah'a inanarak ve zafere inanarak devam et. Boş konuşmalara kulak verme, çok soru da sorma. İlim ara ve onu uygula ve Allah'ın kitabını öğren. Küçükken bunları yap sonra Allah'ın yolunda cihad'a hazırlığını yap.
Oğlum benim! Bilmem, cihad'ta beraber olurmuyuz. Belki sen tek başına olursun, ben ise mezarda. Ama bu bir komutanın askere olan bir tavsiyesidir, benim için bir rahmet ol, bana dua et ve Salih bir evlat ol ki, ölenler ancak salih evladın duasını alırlar. Peygamberimiz de böyle söylemiştir.
İsterim ki, Allah'ım koru onu! Bu ümmete faydalı ve bu dini korumaya güç ve cesaretini ver ona! Ve senin sonsuz rahmetinden rahmet eyle ona! Allah'ım düşmanlarından koru onu! Ve fakir babasına ve annesine şefaatçi kıl onu! Allah, inanmayanlara karşı senin şerefini ve gücünü yükseltsin!