Secdede ölmek isterim...

ALLAH askinin atesi,yüregimde yansin isterim

Catlayana kadar dudagim,ismini ansin isterim

Nasir tutmus avuclarim ,acilarak ta,semalara

Omzumdan kopana dek kollar,dua etsin isterim

Alemlerin Rabb'i ,sen her seyi,her an bilensin

Esref-i Mahlukat tan sadece kulluk isteyensin

Rahman'sin,Rahim'sin,Aziz'sin ve Kerim'sin

Senin ismini zikrederken kalbim dursun isterim

Alip abdesti,niyet ederek,yönelipte;"KABE"ye

"Bir"sin diye kiyamda,kiraat edip tekbirle

Rükuya vardigimda;Sübhanerabbiyyelaziym'de

Dogrulmasin huzurundayken belim,kopsun isterim

Afettirirmi binlerce günahimi,bilmem ki bir tövbe?

Yüzüm yok mazhar olmak icin habibinin sefaatine

Ama niyazimdir Tahiyyatü,Salli,Barik,Amentü de

Son secdede iken alnim,kavusmak icin ölmek isterim....
 
[URL=http://s07.flagcounter.com/more/1fU][IMG]http://s07.flagcounter.com/count/1fU/bg=FFFFFF/txt=000000/border=CCCCCC/columns=2/maxflags=12/viewers=0/labels=0/[/IMG][/URL]      

        UYGUR                           

 

 

 

                                            

 

 UYGUR         11-04-2009, 20:03:36    
HEM RESULUM HEM HABIBI HEMDE KALPLERIN TABIBI
Duyun beni duyun beni ben bir aski tasiyorum.
hayalimde hem ruyamda ben hep onu ariyorum.
Onun adi sefaatci her gelenden soruyorum.
Yüzü nurludur diyorlar hemde allahin habibi.

Nemutluki ümmetine yürüdüler hep pesine.
Allahim bizi kavustur yüzü suyu hurmetine.


Hadisi var sünneti var birde veda hutbesi var.   
Ummetinin tek tabibi hemde allahin habibi.
.
Ömerivar osmani var ebu bekir alisi var
kilicdari halidi var bir pehlivan hamzasi var.
Onu görmeden sevenler onun ehlissünneti var.
islamiyeti fethetti ahmed allahin habibi.

ismi ahmed hem muhammed unutulmaz ilelebed.
iki tane lakabi var hem resül hemde peygamber
Mekkededir bir makami cennette dir hep mekani.
Hasan hüseyin dedesi birde allahin habibi.

Ebuleheb ebucahil hep ona karsi ciktilar.
Canli kizlari gömdüler fuhusu serbest biraktilar.
Mü;min evleri yaktilar bilali habesi dövdüler.
Kabul etmedi muhammed odur allahin habibi.

Sünneti bize emanet takipeden bulur kudret.
hadisi var cok muhtesem bunu bilir dunya alem.
ummeti var iman dolu kanitladi anadolu.
musaya da demistirki (hüve muhammed )habibi.

Siratta hep bizi bekler ummetim var gelecekler.
onlari;da ben bulurum hemde sefaatci olurum
abdest alanlar bellidir namaz kilanlar öncüdür.
Sefaat yaresullullah medet allahin habibi.

Cahiller ayaklandilar nur yüzlüyü aradilar.
Ordadaglar sira sira magaranin adi hira.
Bir örümcek bir güvercin negüzeldi perdelerin
Hep güzeldir eserlerin sensin allahin habibi.

Eserlerin var heryerde bir bölümü türkiyede.
mubarek dedigin asker koruyacaktir elbette.
Topkapi muzesinvar mukaddes emanetlerinvar.
Ziyaretci eksilmiyor deyer allahin habibi.

Sen yenmistin cehaleti sahittir bu türk milleti.
Hep muhammed sefaati bekliyoruz resullulah.
Cehennemden yarap koru bizim icin büyük sorun.
rahmetinle kudretinle (ve)muhammed habibinle.
 

 

 

 

 

 Can Muahmmed

Can Muhammed
İstemem ben inci gÜher,
GönÜl gözÜm seni ister,
Söyleyelim hep beraber,
Muhammedim, can Muhammed.

SÜnnetinden aldık ilham,
Uzak dÜştÜ bize haram,
Getirelim salat, selam,
Muhammedim, can Muhammed.

Rahmet oldun alemlere,
Nurun doldu gönÜllÜre,
Rehber oldun alimlere,
Muhammedim, can Muhammed.

Kevser sana oldu şarab,
Senden uzak kullar harab,
Bizi yoldaş eyle ya Rab,
Muhammedim, can Muhammed.

Dermani'yim yok imkanım,
Cennet olsun tek mekanım,
Kalbimdeki hep yakanım
Muhammedim, can Muhammed.

 

 

 

                                                            

   

 

 

     
       
       
       
       
       
       

 

 






    


      
 

                                                                   KÖYÜM
 



                                                      GÖC MAGDURU ÜCKAVAK

    AYRILIK  OKADAR  ZORKI ,TABIKI  ANLAYANA
                        YAZILARLA ANLATILSA,KALEMLER YAS TUTARDI
                                               GÖC DALGASINA KAPILIP GIDEN GURBETCILER
                                                                OZAMAN  DERTLERINI  ACABA KIMLER ANLARDI
      
                                                                HASRETIN  NE,ANLATSANA, EYGARIP  KÖYLÜ
                                                ÖZLEDIM  DAGLARI  VADILERI  YEMYESIL ÜZÜM  BAGLARI
                       BAHARDA UCUSAN KELEBEKLER ÖTÜSEN RENK RENK KUSLARI
 KOKU SACAN MAVI SARI KIRMIZI  MOR   PEMPE  RENKLI GÜLLERI

 ÖZLEDIM  KÖYÜMÜN SÖHPETLERINE UNSANLARINA
                  HER VAKIT  MINAREDEN OKUNAN EZANLARINA
                                     GÜL KOKAN DAGLARI TOPRAGI  ORMANLARINA
                                                            UNUTULAN  TARIHI  KÜLTÜRÜ VE DEYERLERINE

                                                            KÖYÜM  ZARAR  GÖRDÜ TERÖRDEN KIRLI SIYASETTEN
                                     GÜLER YÜZLÜ INSANLARI  BÖLGEDE DUYULUYOR SANLARI
                  MEMLEKETI SAVUNDULAR HAKKIYLE, AKSA BILE KANLARI
 DUYGULU ONURLU  SANLI SEREFLI   ÜCKAVAKLILAR


  ICIMDE BIR HIS VAR  KÖYÜMÜ  BIRDAHA  GÖRMEME  KORKUSU
                  AGLAYASIM GELIYOR MENDIL ELIMDE  GÖZLER DOLUYOR
                                       GÖZLERIMDEN YAS  AKTI  NEDEN DIR, DURMAK BILMIYOR
                                                              ÖZLEM VE HASRET VAR    NEDAMET    FAYDA  ETMIYOR

---------------------------------------

-------------------------------------------------------------
                    GAFLET YOLCULUGU

  SORARIM SIZE  DÜNYA MALI, EDERMI FAYDA;  CEVAP ISTERIM
  KABIR YOLU TUZAKLARLA DOLU  KUR'ANSIZ NASIL YASARIM
  HALIS IMAN GEREK BUDUR TEK GERCEK YOKSA  YANARIM
  ALLAHIN MERHAMETI  MUHAMMED SEFATI OLMAZSA KORKARIM


                                            UYMA  NEFSIN, HER DEDIYINE HIC  UNUTMA  SAKIN
                                            BILMEZMISIN ÖLÜM HERSEYDEN, SANA DAHADA YAKIN
                                            MEZARLIK YANINDA GECERSIN  FATIHA OKURSUN
                                            SANADA  BIR  GÜN SIRA  GELMIYECEKMI SANIRSIN


  ÖNÜNDEN GIDENLERI HIC UNUTTUNMU   YOKSA  EY BESER
  BES FARZI SORACAKLAR   CEVABIN VARMI GAFIL AVLANMA
  MALIN MÜLKÜN  SALTANATIN  HEPSI   BOS , KURTARAMAZ KI
  KALPLERI KIRDIN YOKSULU YETIMI EZDIN SEN GURURLANMA


                                         CEKTINMI  KENDINI BIR GÜN HESABA YAKLASMADAN ÖLÜM
                                         AMELIM TEMIZMI, YOKSA ECEL YAKLASIR ÖNÜN  UCURUM
                                         SEYTANA ALDANAN, VAY HALINE TEDBIR ALMAZSAN HEMEN
                                         YETMIYECEK  TEVBEYE  ISTIGFARA   COK AZ  BIR ZAMAN


 HAC ZEKAT NAMAZ    ORUC SEHADET  SARIL BUNLARA ILELEBED
 VAKTIN  GECERSE HER GÜN IBADET.  KARSILIGI BULURSUN FELAH
 FAIZ KUMAR  ALKOL VE ZINA  BUNLAR BAKAMAZ SENIN GÖZ YASINA
 PARCALAR AYLEYI YIKAR TEMELI HER ALLAHIN KULU BUNU BILMELI
                                  www.güvence.de      UYGUR,

 

Yatmayla Kalkmayla İslam Olunmaz

İyiliği emret doğru sözlü ol
Gülyağı kokmayla İslam olunmaz
Okuyup araştır ilim ile dol
Kafadan sıkmayla İslam olunmaz

Zalimin zulmüne ortak olursak
Düşenin saçından bizde yolarsak
Kul hakkı alarak huzur bulursak
Takkeyi takmayla İslam olunmaz

Yalandan dolandan medet umarsak
Haksızlığa karşı gözün yumarsak
Haramı görünce hemen tumarsak
Yiyip de bıkmayla İslam olunmaz

Bilgiye değer ver alime hürmet
Söz seni yüceltir yapmazsan gıybet
Hurafeler sende görürse kıymet
Mumları yakmayla İslam olunmaz

Komşumuz çaresiz kulak tıkarsak
Önemsiz işlerden gönül yıkarsak
Anneye babaya bakmaz bıkarsak
Kabeye bakmayla İslam olunmaz

Dedemiz nenemiz Müslüman dersen
İnançsız yaşayıp ortaya sersen
İnananı yobaz irtica görürsen
Nifak sokmayla İslam olunmaz

Mekke’den bin dönüm olsa da arsan
Kafana bir tomar sarık da sarsan
Gösteriş uğruna beş vakit dursan
Yatmayla kalkmayla İslam olunmaz
 

Abdullah Ramazan

 

 Dostlarınızla paylaşmak için tıklayın  muhsin yazici oglu

 


7

Türk Bayrağı'nı istiklal Marşı'nın eşliğinde çekecek, pehlivanlar Er Meydam'nda bir tur atacak ve en küçük boylardaki güreşçiler meydana salınacaklardır.

HODRİ MEYDAN

Cazgır (salavatçı), geleneksel törenlerden sonra pehlivan sofrasını açacaktır. Kulak verip dinleyelim, hiç pişman olmayacağız:

Allah Allah illallah

Hayırlar gele inşallah

Pirimiz Hamza Pehivan

Aslımız neslimiz pehlivan

iki yiğit çıkmış meydana

Birbirinden merdane

Biri ak biri kara

ikisinin de zoru para

Alta geldim diye erinme

Üste çıktım diye sevinme

Alta düşersen apış

Üste çıkarsan yapış

Vur sarmayı kündeden at

Gönder Muhammed'e salavat

Seyirttim gittim pınara

Allah, her ikinizin de işini onara....

 

                                AHMET HAMDİ TANPINAR

                                                  AĞLAMA

Ağlama, gözleri kızarmış çocuk!
Tek damla yaşın düşmesin yere.
Bak, tek güzelliğimiz yokluk,
Sana bir öğüt; ağlama boş yere.

                                                        Ne olursa olsun hiçbir şey değmez,
                                                        Senin bir damla gözyaşına.
                                                        Ağlayana kimse boyun eğmez.
                                                        Kimse bakmaz kimsenin yaşına.

Ne kadar kötülük, pislik varsa;
Sen herşeyi tertemiz öğren.
Eğer yüzüne gözyaşı yağarsa;
Seni garip sanır her gören.

                                                        Ağlama sakın çocuk, ağlama!
                                                        Korkmayana zarar gelmez, bunu bil.
                                                        Sevgini hep söyle, sakın saklama.
                                                        Aklından korkuyu, gözünden yaşı sil.
----------------------------------------------------------------------------------------------------
                                            BİR GÜL BU KARANLIKLARDA 

Bir gül bu karanlıklarda
Sükute kendini mercan
Bir kadeh gibi sunmada
Zamanın aralığından.

                                                        Başında bu mucizenin
                                                        Sesler, kokular ve renkler
                                                        Ebediyete kadar derin
                                                        Bir anın vadiyle bekler.

Ve diyor fecirden berrak
Sesiyle her ürperişte
Geceyi yumuşatarak
Bütün gözyaşlarım işte.

                                                          Serinletmesin, ne çıkar
                                                          Bu ümitsiz yalvarışı
                                                          Hiç bir meyve ve pınar
                                                          Ne de günlerin akışı.

Yetmez mi bu müjde sana
Aydınlatırsam alnını
Ben her rüyayı zamana
Taşıyan yıldız kervanı.

------------------------------------------------------------------------------
                         BURSADA ZAMAN  (69337 Hit)

Bursa'da eski bir cami avlusu,
           Küçük şadırvanda şakırdayan su.
                 Orhan zamanından kalma bir duvar...
                              Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
                                        Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü
             İçinden gülüyor bana derinden.
                        Yüzlerce çeşmenin serinliğinden
                                  Ovanın yeşili göğün mavisi
                                                Ve mimarilerin en ilahisi.

                                                                                                       Bir zafer müjdesi burda her isim:
                                                                                               Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim
                                                                                        Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın
                                                                                 Hala bu taşlarda gülen rüyanın
                                                                           Güvercin bakışlı sessizlik bile
                                                                   Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle.
                                                             Gümüşlü bir fecrin zafer aynası,
Muradiye, sabrın acı meyvası,
Ömrünün timsali beyaz Nilüfer,
Türbeler, camileri eski bahçeler,
Şanlı hikayesi binlerce erin
Sesi nabzım olmuş hengamelerin
Nakleder yadını gelen geçene.

Bu hayalde uyur Bursa her gece,
            Her şafak onunla uyanır, güler
                      Gümüş aydınlıkta serviler, güller
                             Serin hülyasıyla çeşmelerinin.
                                     Başındayım sanki bir mucizenin,
                                            Su sesi ve kanat şakırtısından
                                                    Billur bir avize Bursa'da zaman,

                                                     Yeşil Türbesini gezdik dün akşam,
                                          Duyduk Bir musikî gibi zamandan
                                  Çinilere sinmiş Kur'an sesini.
                       Fetih günlerinin saf neşesini
Aydınlanmış buldum tebessümünle.

İsterdim bu eski yerde seninle
             Başbaşa uyumak son uykumuzu,
                           Bu hayal içinde... ve ufkumuzu
                                      Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,
                                                  Havayı dolduran uhrevi ahenk.
Bir ilah uykusu olur elbette
               Ölüm bu tılsımlı ebediyette
                          Belki de rüyası büyük cetlerin,
                                           Beyaz bahçesinde su seslerinin.

-------------------------------------------------------------------------------------------------
                          EŞİK..

Basma bu eşikte benim kalbim var,
Kalbim ki bir uzak hayale ağlar
Kıskanç bir büyüdür bana uzletim
Zâlim arzularla tutuşan etim,
                                                    Her akşam bir çarmıh olur ruhuma
                                                     Ben de bilmem nasıl diner bu humma;
                                                     Saatler işkence, günler cellâdım,
                                                    Ne ben yanlızlığa bir lâhza kandım.
Ne de yalnızlığım benden usandı.
Tahtayı kurt oydu, taş yosunlandı,
Yabanî otlarla örtüldü duvar;
Mermer havuzlarda köpüren sular
                                                      Kâh bir ayna oldu kamaşan güne,
                                                      Kâh bağrım açıldı bütün hüznüne
                                                      Ufukları sarsan geniş rüzgârın
                                                      Benden sor sırrını bu boş yolların
                                                      Benden sor ve benden dinle akşamı..
  ----------------------------------------------------------------------------------------------                         
                                     AHMET HAMDİ TANPINAR
                                                        SABAH 

Serin rüzgârlara pencereni aç!
                 Karşında fecirle değişen ağaç,
                               Bak, seyret ağaran rengini ufkun
                                          Mahmur gözlerinde süzülsün uykun.
                                                 Bırak saçlarınla oynasın rüzgâr.
                                                         Gümüş çıplaklığı bir başka bahar
                                                                  Olan vücudunu ondan gizleme.
                                                                               Ne varsa hepsini boyun, saç, meme,
                                                                                           Esîrden dudaklar okşasın sevsin
                                                                                                        Mademki geceden daha güzelsin!

 

------------------------------------------------------------------------------------------

 

                                      MEHMET AKIF ERSOY                    
                                                                       

                                       BÜLBÜL  (84620 Hit)

-                                          Basri Bey oğlumuza-

Bütün dünyâya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım;
Nihayet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım.
Şehirden kaçmak isterken sular zaten kararmıştı,
Pek ıssız bir karanlık sonradan vâdiyi sarmıştı.
Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hılkat kesilmiş lâl...
Bu istiğrâkı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl
Muhîtin hâli "insâniyyet"in timsâlidir, sandım;
Dönüp mâzîye tırmandım, ne hicranlar, neden andım!

                                                                    Taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd,
                                                                     Zalâmın sinesinden fışkıran memdûd bir feryâd,
                                                                     0 müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu
                                                                     Ki vâdiden bütün, yer yer, enînler çağlayıp durdu.
                                                                     Ne muhrik nağmeler, yâ Rab, ne mevcâmevc demlerdi;
                                                                     Ağaçlar, taşlar ürpermişti, gûya Sûr-i Mahşerdi!

-Eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin;
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ?
0 zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun;
Cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun,
Bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen,
                                                                      Gezersin, hânmânın şen, için şen, kâinatın şen.
                                                                      Hazansız bir zemin isterse, şâyed rûh-i serbâzın,
                                                                      Ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-i pervâzın.
                                                                      Değil bir kayda, sığmazsın - kanadlandım mı - eb'âda;
                                                                      Hayâtın en muhayyel gayedir ahrâra dün

 

Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır

için bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır?
Hayır, mâtem senin hakkın değil... Mâtem benim hakkım:
Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım!
Tesellîden nasîbim yok, hazân ağlar bahârımda;
                                                                       Bugün bir hânmansız serseriyim öz diyârımda!
                                                                       Ne husrandır ki: Şark'ın ben vefâsız, kansız evlâdı,
                                                                       Serâpâ Garba çiğnettim de çıktım hâk-i ecdâdı!
                                                                       Hayâlimden geçerken şimdi, fikrim herc ü merc oldu,

 ----------------------------------------------------------------------------------                                   

*)
 




(*) Bu şiir yazılırken Yunan istilâsı altındaki topraklarımız
hususiyle Bursa'ya dair elîm haberler geliyordu;
tetkikine de imkân yoktu.
CENK MARŞI 

ey sürüden arkaya kalmış yiğit
arkadaşın gitti haydi sen de git
bak ne diyor ceddi şehidin işit
haydi git evladım uğurlar ola
haydi git evladım açıktır yolun
zalimlere karşı bükülmez kolun
bayrağı çek ön safa geçmiş bulun
uğurun açık olsun uğurlar ola.

eşele bir yerleri örten karı
ot değil onlar dedenin saçları
dinle şehit sesleridir rüzgarı
haydi git evladım uğurlar ola
haydi git evladım açıktır yolun
zalimlere karşı bükülmez kolun
bayrağı çek on safa geçmiş bulun
uğurun açık olsun uğurlar ola
haydi levent asker uğurlar ola

yerleri yırtan sel olup taşmalı
dağ demeyip taş demeyip aşmalı
sende ki coşkunluğa er şaşmalı
kahraman askerim uğurlar ola
haydi git evladım açıktır yolun
zalimlere karşı bükülmez kolun
bayrağı çek ön safa geçmiş bulun
haydi levent asker uğurlar ola
haydi git evladım uğurlar ola.

 Mehmet Akif Ersoy

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...
O, rûkü olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.
Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
"Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.

 Mehmet Akif Ersoy

İSTİKLâL MARŞI 

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.



Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!

Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl

Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!



Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.



Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

"Medeniyyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?



Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakkı'ın

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.



Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı:

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:

Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.



Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?

Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!

Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.



Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.

Bu ezanlar - ki şahâdetleri dinin temeli -

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.



O zaman vecd ile bin secde eder - varsa - taşım,

Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,

Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;

O zaman yükselerek arşa değer belki başım.



Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.

Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:

Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!

 Mehmet Akif Ersoy

ŞEYTAN

Anadolu'da bir köy
Köyün içinde bir ev
Evin içinde bir adam
Adamın içinde bir şeytan
Kezban...Kezban

 Mehmet Akif


necip fazil kissa kurek

ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP 

Zindanda iki hece.Mehmed'im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam,boynunda yafta...

Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mi?..Belki ..Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...

Git ve gel... Yüz adım...Bin yıllık konak
Ne ayak dayanır buna ,ne tırnak!

Bir alem ki, gökler boru içinde.
Akıl almazların zoru içinde
Üstüste sorular soru içinde.

Düşün mü,konuş mu, sus mu ,unut mu?
Buradan insan mı çıkar,tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı,asıldı
Kaydını düştüler,mühür basıldı.
Geçti gitti,birkaç günlük fasıldı

Ondan kalan,boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler,bugün"maruzat"!
Çatık kaş...Hükumet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş kim eder azat?

Anlamaz;yazısız,pulsuz,dilekçem...
Anlamaz!ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi,bir yırtıcı zil
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekun içinde yazıl ve çizil!

Insanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik,mintanlarla et.

Somurtuş gibi bıçak,nara gibi tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yönünde şefkat

Beni kimsecikler okşamaz madem
Öp beni alnımdan,sen öp seccadem!

Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim,senelik paydan!
Zindanda dakika farksız aydan

Karıştır çayını zaman erisin
Kopuk kopuk,duman duman erisin!

Peykeler,duvara mihli peykeler
Duvarda,başlardan yağlı lekeler
Gömülmüş duvara,bas bas gölgeler...

Duvar,katil duvar yolumu biçtin
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin

Sukut...Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
Tek nokta seçemez dünyada nazar
Yerinde mi acep,ölü ve mezar?

Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
Güneşe göç varda ,kalan biz miyiz?

Ses demir,su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir.
Ne gelir ki elden,kader bu,emir...

Garip pencerecik,küçük daracık;
Dünyaya kapalı,Allah'a açık

Dua,dua eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla,hep yoncalanmış

Bir soluk,bir tütsü,bir uçan buğu
İplik ki incecik,örer boşluğu

Ana rahmi zahir ,şu bizim koğuş
Karanlığında nur,yeniden doğuş....
Sesler duymaktayım;Davran ve boğuş!

Sen bir devsin,yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa,dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed'im,sevinin ,başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin,eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

Yarın elbet bizim,elbet bizimdir!
Gün doğmuş ,gün batmış ,ebed bizimdir
n.f k k
 
YOLCULUK

Yolculuk, her zaman düşündüm onu;
İçimde bu azgın davet ne demek?
Oraya, nerdeyse güneşin sonu,
Uçmak, kayıp gitmek, kaçıp dönmemek.

Altımdan kaydırdı bir el minderi;
Herkes yatağında, ben ayaktayım.
Bir gece, rüyada gördüğüm yeri,
Gözlerim yumulu, aramaktayım.

Beni çağırmakta yabancı dostlar;
Bu dostlar ne güzel, dilsiz ve adsız.
Eski evde, şimdi bir başka ev var:
Avlusu karanlık, suları tadsız.

Her akşam, aynı yer, aynı saatte,
Güneşten eşyama düşen bir çubuk;
Yangın varmış gibi yukarı katta,
Arkamdan gel diyor, sessiz ve çabuk!

Başım, artık onu taşımak ne zor!
Başım, günden güne kayıtsız bana.
Dalında bir yaprak gibi dönüyor,
Acı rüzgarların çektiği yana...

 NECİP FAZIL KISAKÜREK


UTANSIN 

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!

Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!

 NECİP FAZIL KISAKÜREK

AYNALAR

Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;
İste yakalandık, kelepçelendik!
Çıktınız umulmaz anda karsıma,
Başımın tokmağı indi başıma.

Suratımda her suç bir ayrı imza,
Benmişim kendime en büyük ceza!
Ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme!
Acı, hapsettiğin sefil gölgeme!

Nur topu günlerin kanına girdim.
Kutsi emaneti yedim, bitirdim.
Doğmaz güneşlere bağlandı vade;
Dişlerinde, köpek nefsin, irade.

Günah, gunah, hasad yerinde demet;
Merhamet, sucumdan aşkın merhamet!
Olur mu, dünyaya indirsem kepenk:
Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk?

Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan;
Beni beklemeyin, o bir hevesti;
Gelemem, aynalar yolumu kesti.

 NECİP FAZIL KISAKÜREK



BEKLENEN 

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?

 NECİP FAZIL KISAKÜrek

yahya kemal bayatli

AKINCILAR 

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik

Haykırdı ak tolgalı beylerbeyi "ilerle"
Bir yaz günü geçtik tunadan kafilelerle

Şimşek gibi atıldık bir semte yedi koldan
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan

Bir gün yine doludizgin atlarımızla
Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla

Cennette bu gün gülleri açmış görürüzde
Hala o kızıl hatıra gitmez gözümüzde

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik

 YAHYA KEMAL BEYATL
   

SESSİZ GEMİ 

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden


ŞARKI

Kalbim yine üzgün seni andım da derinden;
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
Üzgün ve kırılmış gibi en ince yerinden,
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!

Senden boşalan bağrıma göz yaşları dolmuş!
Gördüm ki yazın bastığımız otlar solmuş.
Son demde bu mevsim gibi benzimde kül olmuş.
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!

 YAHYA KEMAL BEYATLI

 

ESSELAMUNALEY KUM.V.V.BEREKETÜHÜ
Üzüntümüz çok büyük çünkü .Türk siyasetinin. enmükemmel þekilde
yürüten . Kirli siyasetten uzak kalan tek kiþi.Bütün b.b.p. yöneticilerine .
partiüyelerine .Þunu söylemek isterim .tüm kalbimizle hayirli bir haber almak .
için cani gönülden dua ediyoruz herkesi de duaya çaðýriyorum.



örnek adam

             BIR  KAHRAMAN ÖYKÜSÜ

ismail güneş haber verdi uçağımız düştü diye .
Yardım edin üşüyoruz soğuktanda donuyoruz.
Seferber ilan edildi alperen merkezinden.
Yardım seli akıverdi topyekün türkiyeden.
Beylerbeyi içnde yetişin kurtaralım.
Eydağlar yolverın bulalım beyimizi.
Sis fırtına yolvermez  yormayın kendinizi.
ALLA*hın takdiribu    boşuna uğraşmayın.
Ecelden kaçış olmaz alnında yazılıydı.
biim  hesap tutamaz  ALLAH *hınki farklıydı.
Ey keş dağı nasıl yaparsın bunu  çözemedin sorunu.
Umudumuzu yıktın  perişan halde bıraktın.
Yalçın topçu fenalaştı bu habere dayanmadı.
alperenler deyildi  sadece üzülenler.
Tüm memleket ağladı yiyit adamdı diye.
Gözyaşları sel oldu  bu yiyidin kaderine.
şiirinden bellirtmişti ölürken üşüyeceyine.
hiç kimse mana vermişmiydi bu alınyazısına.
Üşüyen kahrmanan yazılsın onun mezarına.
halkın kahramanı olarak anılacak.
onun adına tekbır salat dualar olacak.
kavuştu hakkın rahmetine ALLAH koysun cennetine.
Basınız sağ olsun diyorum türk milletine.
 Mamak cezaevi şiiri (Üşüyorum)

Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır

Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum

Gözlerim parke parke taş duvarlarda

Açılıyor hayal pencerelerim

Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum

Kekik kokulu koyaklardan aşarak

Güvercinler ülkesinde dolaşıyor

Bir çeşme başı arıyorum

Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp

Mis gibi nane kokuları arasında

Ruhumu dinlemek istiyorum



Zikre dalmış her şey

Güne gülümserken papatyalar

Dualar gibi yükselir ümitlerim

Güneşle kol kola kırlarda koşarak

Siz peygamber çiçekleri toplarken

Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

Huzur dolu içimde

Ben sonsuzluğu düşünüyorum

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

Durun kapanmayın pencerelerim

Güneşimi kapatmayın

Beton çok soğuk, üşüyorum...





Muhsin Yazıcıoğlu'nu kaybettik

Öldük öldük dirildik. Enkaz arasında olmadığı söylendi ama ilerleyen saatlerde acı gerçek açıklanınca ümitler de söndü.

Kayıp olduğu söylenen ve az da olsa ümitlenen kamuoyu BBP'nin açıklamasıyla yıkıldı. BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun öldüğü resmen açıklandı.. Kimlik tespitini abisi Yusuf Yazıcıoğlu yaptı.

BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu'nun aralarında bulunduğu 5 cenaze, helikopterle Kızılöz köyünden Kahramanmaraş'a götürüldü. Cenaze ardından Ankara'ya götürülecek. Ancak ekipler İHA muhabirinin cenazesini bulamadı.

Saat 14.02 sıralarında kameralar karşısına geçen BBP Genel Sekreteri Yalçın Topçu, Yazıcıoğlu'nun da aralarında bulunduğu 6 kişinin öldüğünü açıkladı. Topçu, parti genel merkezinde şu açıklamayı yaptı:

RAHMETİ RAHMANA KAVUŞMUŞTUR

"Arkadaşımız, başbakanımız, genel başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu ve son yolculuğuna birlikte çıktığı yol arkadaşları Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya, İsmail Güneş ve Kaya İstektepe rahmeti rahmana kavuşmuştur.

BÜTÜN İNSANLARA TEŞEKKÜR EDİYORUZ

Dünyadaki bütün iyi insanlar Türk ve İslam aleminin aleminin, milliyetçilerin, alperenlerin, ülkücülerin, vatanseverlerin, BBP'nin, tüm sevenlerin başı sağolsun. Liderimizi ve birlikte son nefesini verdiği kader arkadaşlarını son 3 gündür asker, polis korucu sivil savunma elemanı, ülküdaşlarımız, devlet ve hükümet adamlarımıza tanıdığımız ve tanımadığımız bütün insanlara teşekkür ediyoruz.


Yüce Allah'tan niyazımız cenneti alada Muhammed Mustafa(SAV)'ya komşu etsin. Selahaddin Eyyubi'ye Şeyh Şamil'e Alparslan'a komşu etsin inşallah. Hepinizin ruhu şadolsun. Milletimizi başı sağolsun."

KİMLİK TESPİTİNİ ABİSİ YAPTI

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki 5 kişiyi taşırken Döngel köyü yakınlarında bulunan Kanlıçukur mevkisine düşen helikopterin enkazına ulaşan ekipler, burada bulunan 5 cesedi Kızılöz köyüne getirdi.

Askeri yetkililer, BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu'nun da aralarında bulunduğu cenazeleri, burada kimlik tespiti için yakınlarına gösterdi. Yazıcıoğlu'nun cenazesinin kimlik tespitini ağabeyi Yusuf Yazıcıoğlu yaptı.

YAZICIOĞLU'NUN YAKINLARI SİNİR KRİZİ GEÇİRDİ

Bu arada, cenazeleri taşıyan helikopterin köye indiği sırada, Yazıcıoğlu'nun da cesedinin geldiğini öğrenen akrabaları ve partililer helikoptere ulaşmaya çalıştı. Helikopterin olduğu bölgeyi güvenlik çemberine alan askerle yakınları ve partililer arasında kısa süreli gerginlik yaşandı. Yazıcıoğlu'nun bazı yakınlarının sinir krizi geçirdiği görüldü.

CENAZELER MORGDA

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin cenazeleri Skorsky helikopterlerle Kahramanmaraş'a getirildi. Kahramaraş 5. Mekanize Zırhlı Tugay Komutan Yardımcılığı Kışlası'ndan ambulanslara konulan cenazeler, Kahramanmaraş Devlet Hastenesi Morguna konuldu.

Bu sırada, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcısı Fevzi Büyüktümtürk, MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy, MHP İl Başkanı Nurettin Demircioğlu, CHP İl Başkanı Galip Timüçin de hastaneye geldi.

ALPERENLER İLE POLİS ARASINDA GERGİNLİK

Ambulansların devlet hastanesi morguna gelişi sırasında kol kola giren Alperen Ocakları'na bağlı gençler, polis barikatını geçmek istedi. Yaşanan kısa süreli kargaşanın ardından ikna edilen gençlerin kaldırımda durmaları sağlandı. Tekbir getirerek, Kur'an-ı Kerim okuyan gençler, sık sık genel başkanlarını görmek istediklerini dile getiriyor. Polisin, herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması için Alperen Ocakları'na bağlı gençleri çembere aldığı görüldü.
İHA MUHABİRİNİN CENAZESİ BULUNAMADI

Helikopter enkazında 5 kişinin cenazesi bulundu. Arama kurtarma ekipleri İHA muhabiri İsmail Güneş'i arıyor. Kaza sonrası 112'yi arayan ve ayağının kırık olduğunu söyleyen Güneş, enkaz çevresinde bulunamadı.



ERDOĞAN'IN TALİMATIYLA CENAZELER İÇİN BOEİNG TİPİ UÇAK TAHSİS EDİLDİBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla tahsis edilen Boeing 737-400 tipi uçak, havaalanında, cenazelerin Kahramanmaraş Devlet Hastanesi'nde savcıların nezaretinde kimlik tespitlerinin tamamlanmasını bekliyor.

Cenazelerin daha sonra Ankara'ya götürüleceği öğrenildi. BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer ile kızı Firuze de cenazelerle aynı uçakla Ankara'ya gidecek
OTOPSİ YAPILACAK
Hastane çevresinde geniş güvenlik önlemi alan Kahramanmaraş Özel Harekat Şube Müdürlüğüne bağlı polisler, morga giriş çıkışlara izin vermiyor.
Hastane morgunda bekleyen Kahramanmaraş Cumhuriyet Savclığı ekipleri, burada cenazelere otopsi yapacak.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatı

Kahramanmaraş'tan Yozgat'a giderken geçirdiği helikopter kazası sonucu hayatını kaybeden BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatı siyasi mücadeleler ile geçti. Yazıcıoğlu, kazadan hemen önceki mitinginde 29 Mart seçim çalışmaları için "Devletten yardım almıyoruz ilk kez helikopter kiralıyoruz" demişti.


İşte Yazıcıoğlu'nun siyasi mücadeleyle dolu yaşam öyüsü:

Muhsin Yazıcıoğlu, 1954 yılında Sivas'ın Sarkışla ilçesi Elmalı Köyü'nde bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğdu. İlk ve orta öğrenimini Şarkışla'da yaptı.

Yüksek öğrenimini yapmak üzere 1972'de Ankara'ya geldi. Üniversite tahsilini, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde tamamladı.

1968'de cemiyet (dernek) çalışmalarına başladı. Şarkışla'da Genç Ülkücüler Hareketi'ne katıldı. Ankara'ya geldikten sonra ise, Ülkü Ocakları Genel Merkezi'nde görev yapmaya başladı. Sırasıyla; Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı. (1977-78 ).

1978'de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneği'nin kurucu Genel Başkanı oldu. 1980 yılına kadar MHP'de Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulundu.

12 Eylül 1980'de yapılan askeri darbenin ardından, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası sanığı olarak cezaevine konuldu. 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl Mamak Cezaevi'nde kalan Muhsin Yazıcıoğlu, 7,5 yıl cezaevinde kaldığı bu davadan herhangi bir ceza almadı.

Cezaevinden çıktıktan sonra, mağdur olmuş ülkücülere ve onların ailelerine yardim amacıyla kurulan Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı'nın başkanlığını yaptı.

1987'de arkadaşları ile birlikte MÇP'de siyasete girdi. MÇP'de Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu.

1991 genel seçimlerinde üç partinin oluşturduğu ittifak bünyesinde, milletvekili adayı oldu. “O, inançlarınızı Meclis'e taşıyacak” sloganıyla, Sivas'tan milletvekili seçildi.

1992 yılı Temmuz ayında, “içinde bulunduğu partinin siyasi anlayışıyla uyuşamadığı için” bir grup arkadaşı ile birlikte MÇP'den ayrıldı. 29 Ocak 1993 tarihinde Büyük Birlik Partisi kuruldu ve bu partinin Genel Başkanlığına seçildi.

24 Aralık 1995'te yapılan erken genel seçimlerde ANAP-BBP ittifakından 20. Dönem Sivas milletvekili olarak, yeniden meclise girdi. 28.02.1996 tarihinde ANAP'tan istifa ederek, BBP'ye döndü.

26 Nisan 1998'de yapılan 3. Büyük Kurultay'da, 8 Ekim 2000 tarihinde yapılan 4. Büyük Kurultay'da, 2 Haziran 2002 tarihinde yapılan 1. Olağanüstü Büyük Kurultay'da,20 Temmuz 2003 tarihinde yapılan 5. Olağan Büyük Kurultay'da,30 Nisan 2006 tarihinde yapılan 6. Olağan Büyük Kurultay'da ve 15 Nisan 2007 2.Olağanüstü Büyük Kurultayda tekrar BBP Genel Başkanlığına seçilmiştir.

22 Temmuz Erken Genel seçimlerinde BBP'nin seçimi protesto etmesi sebebiyle partisinden istifa ederek Sivas'tan bağımsız milletvekili adayı olup 23. dönem milletvekilliğine seçilmiştir.Daha sonra BBP'ye katılarak TBMM'de Büyük Birlik Partisi Sivas Milletvekili olarak BBP'yi Meclis'te temsil etmiştir.19 Ağustos'ta yapılmış olan BBP'nin 3.Olağanüstü Büyük kurultayında tekrar Genel Başkan olmuştur.

Muhsin YAZICIOĞLU, evli ve iki çocuk babasi  idi
--------------------------------------------------------------------------------       


Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

Salih, kutsal bir mücadele olan Çeçenistan'dan, benim sana olan tavsiyem budur. İslam tarihi sayfalarında sadece Allah yolunda verdikleri sözleri tutanlar şerefle kayıd edilmiştir. Onlar ise sözlerinde durarak söyledikleri gibi, savaşın olduğu yere gidenlerdir.

İnan bana oğlum, para inananları inaçlarından alıkoydu. İnananlar batılaştılar ve onların maaşlara tapıyorlar. Ancak, Allah'ın verdiği daha hayırlıdır.

Ve bu yanlış davranıştan dolayı insanlar sanki hayvanlaşmışlar. Yani, onlar sabah kahvaltıya kalkarlar, sonra işe giderler, sonra öğlen yemeğe giderler, sonra eve giderler ve sonunda yatarlar. Ve onların hayatlarında başka bir amaç ve hedef yoktur.

İnan bana Salih, onların amacı kendilerini zenginleştirmek ve о yolda ilerlerken problemlerden kendilerini sigorta etmek. Ancak, problemler hiçbir zaman bitmez. Evde, karısıyla, çocuklarıyla, ev problemi ve benzeri problemleri birini çözerler, arkadan diğeri başlar. Ve böylece onları çözerlerken hayatları sona erer, problemleri kalır.

Bu gün İslam ümmeti içerisinde her türlü insanlar mevcuttur: Alimler, talebeler, işadamları, mühendisler hatta hırsızlar ve haydutlar. Ancak, Tevhid ehli ve Cihad ehli askeri azdır.

İnan Salih, bu gün Cihad zamanıdır. Küfr ümmeti çok dikkatli çalışmaktadır. İslam ümmeti ise keskin bir kılıca muhtaçtır.

Allah, bu zamanda da İslam ümmetine merhamet ederdi, Peygamber efendimizin (s.a.v.) ve ashabın ve onların yolunda devam edenlerin zamanından bahis etmiyorum.

Biz gördük, dünyanın en fakir olan milleti Sovyet birliğini nasıl yok ettiğini ve en az olan milletin ise Rusya'nın kalbini kırdığını. Ben bunlarla yaşamasaydım, belki ben de inanmazdım.

İnan Salih'im, ölümünü kendin seçebilirsin şahadetini isteyerek cihat yolunda. Ama Allah daha iyi bilir. Allah'a tevekkül et ve ölümüne dimdik karşı koy hayat da о zaman sana gelir. Allah'a olan ümidini yetirme ve ona tüm kalbinle inan. Biz insanlar Allah'a inanırız ve yine de zafer gelir mi acaba diye şüpheleniriz? İnsanlar her zaman şüpheli davranırlar. Körfez savaşından beri, kafir uçakları tankları çoğu insanların kalplerinde korku bırakmıştır.

Körfez savaşı, Afganistan'da Rusya'ya karşı kazanılan savaşdan sonra Müslümanların kalplerine inen inanç ve cesareti yok etmeye yetti. Düşmanların silahlı kuvvetleri Allah'a inanan az bir insanlara karşı yenilgiye uğradıktan sonra, Orta Doğuya tüm yerlere yerleşip Muhammed ümmetini korkutmaya başlamışlardır. Saddam'a ve askerlerine bir şey olmuyordu. Ama Batı gittikçe vahşileşerek Müslümanları korkutarak onları tüm sahip olduklarına el koyarak devam ettiler ve biz buna karşı koymayı borç bildik. Ve hala bu savaş 18 yıldır devam etmektedir.



Salih zaman gelir sen de ölümle karşı karşıya kalırsın. O halde Allah'a yönel ve O'nun yolunda cihat et. O, bu dünya'da ve öbür dünya'da da bir şereftir. Canım benim! Sen hala çok küçüksün. Ama biz sana ve senin yaştakilere bir yol gösterdik ki bunu bize bizim nineler gösteremezdi. Biz önce Allah'a ve sonra size inanıyoruz. Siz, bu ümmettin umudusunuz.

Maalesef, bu gün gençler televizyonun ve futbolun ve benzeri şeylerin ve arabaların kölesi olmuşlar. Boşu boşuna ölmekten kork ve Allah'tan sonunu hayırlı olmasi için dua et. Allah yolunda cesedini parçalanarak ölmek, mahşer'de seni Peygamber efendimizle (s.a.v.) beraber kılar.

Benim için en büyük hediye, Elhamdulillah, senin bu cihat topraklarında dünyaya gelmendir. Senin anne tarafı akrabalar birileri şehit edildi, birileri benimle hala savaşmaktalar, birileri Ruslara esir düştüler. Onlar ilk Dağistan'da şeriatı ilan edenlerdendirler. Ben hatırlıyorum, о zamanlarda onların bulundukları köyler, Ruslar tarafından çember altına alınmıştı ve biz onlara yardıma koştuk ve beraberce orada kafirleri dize getirdik.

Çeçenistan'da о zaman senin annen hala seni karnında taşıyordu. Ve uçaklar bizim toprağımızı her yerde bombalıyordu ve yakıyordu. Ve onun için, Allah'a şükür et ki sen karnındayken cihadın seslerini duymaya başladın. Senin annen ise bir yerden öbür yere koşardı. Canım benim, lüks bir hayatı hiç düşünme çünkü seni her yerde küfür ümmeti takip edecektir ve sana rahat vermeyeceklerdir. Sen ise babanın yoluna devam et ve şerefli bir yol seç. Çoğu senin babanın arkadaşları da bunu seçtiler ve şehit oldular veya esir düştüler. Sen ise onlar'dan daha iyi değilsin. Hayatında ciddi bir karar al ve Allah'a inanarak ve zafere inanarak devam et. Boş konuşmalara kulak verme, çok soru da sorma. İlim ara ve onu uygula ve Allah'ın kitabını öğren. Küçükken bunları yap sonra Allah'ın yolunda cihad'a hazırlığını yap.

Oğlum benim! Bilmem, cihad'ta beraber olurmuyuz. Belki sen tek başına olursun, ben ise mezarda. Ama bu bir komutanın askere olan bir tavsiyesidir, benim için bir rahmet ol, bana dua et ve Salih bir evlat ol ki, ölenler ancak salih evladın duasını alırlar. Peygamberimiz de böyle söylemiştir.

İsterim ki, Allah'ım koru onu! Bu ümmete faydalı ve bu dini korumaya güç ve cesaretini ver ona! Ve senin sonsuz rahmetinden rahmet eyle ona! Allah'ım düşmanlarından koru onu! Ve fakir babasına ve annesine şefaatçi kıl onu! Allah, inanmayanlara karşı senin şerefini ve gücünü yükseltsin!